Organik Tarımda Girdi Temini (Huriye Kara)

1-BİTKİ BESLEME GİRDİLERİ

1-1-MADDE NEDİR, BESLENME NEDİR?

Tüm canlı ve cansız varlıklar aynı elementlerin farklı terkiplerde yani kimyada bir araya gelmesinden hasıl olur. Bu elementler dünyanın ve dünya göğünün var olduğu günden beri temelde aynıdır, miktarı değişmez. Değişen terkiple olan maddeler ve bulunduğu yerdir. İnsanoğlu ne bir zerre maddeyi yoktan var edebilir ne de bir zerresini vardan yok. Temel elementleri canlı yaşamı için önemine göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

(1) Yaşam için önemli miktarlarda gerekli maddeler

Karbon, hidrojen, oksijen, azot, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, fosfor ve diğerleri

(2) Yaşam için eser miktarda gereken maddeler

Demir, bakır, mangan, çinko, bor, sodyum, molibden, klor, vanadyum ve diğerleri

(3) Yaşam için gerekli olmayan, fakat doğal çevrede bulunan maddeler

Altın, gümüş ve diğerleri

(4) Yaşam için gerekli olmayan fakat doğal çevreye insan eliyle girmiş olan maddeler

DDT (yasaklanmış tarım ilacı), PCB (poliklorlu bifeniller),

Sr-90 (kanser yapıcı radyoaktif element) ve diğerleri.

Tüketici kelimesi ekonomide geçerli bir terimdir ekolojide insan tüketemeyecek kadar acizdir. Ancak insan aklı ve geliştirdiği teknolojilerle tüketmekten çok farklı bir şey yapmaktadır: bozmak kirletmek .

Dünyanın canlı ve cansız kaynaklarını stoklarından çıkarıp farklı terkiplere sokarak ve yanlış yerlerde birikmesine neden olarak kara, su hava ve canlı arasındaki mevcut alışverişin düzenini bozmaktadır. Bunun sonucunda canlıların yaşama ortamları bozulmakta, kirlenmekte dolayısıyla birçok canlı soyu tükenmekte, bazı canlıların sayıları da tehlikeli ölçüde artmaktadır. İnsanın temel ihtiyaçlarına cevap veren tarım bu bozulmalara hem katkı verir akabinde canlı yetiştirdiğinden dolayı en büyük darbeyi yer. Ekolojide kaynaklar ‘yenilenebilir kaynaklar’ ve ‘yenilenemez kaynaklar’ olarak ikiye ayrılır. Belli sınırlar içinde kendi kendini yenileyebilen ve tüketilmesi mümkün olmayan ormanlar, hayvanlar, toprak, su, güneş ve güneşten kaynaklanan enerjiler, yenilenebilir ve tükenmezdirler. Fosil yakıtlar ve madenler, kayaçlar, kum, çakıl, kil gibi maddeler yenilenemez kaynaklardır. İşte dünya kaynakları üzerindeki ağır baskı asıl yenilenebilir denilen kaynakları vurmuştur. Soyu tükenmiş bir hayvanı, bitkiyi artık çoğaltmak, bir ormanı yeniden aynı düzeninde kurmak yenilemek mümkün değildir.

Tüm maddeler kimyasaldır ancak özde her şey doğal olmasına rağmen genel olarak doğadan ayırıp fabrikalarda insan müdahalesiyle doğada olan veya olmayan yeni terkibe sokulan kimyasallar yapay kimyasal olarak adlandırılır.

Çoğumuzun hiç duymadığı vanadyum adlı elemente bir göz atalım. Birçok element gibi vanadyum doğada yalnız halde bulunmaz. 65 farklı maddenin birleşiminde, suda ve güneş ışığında bulunur. Özellikle ameliyat aletleri yapımı için paslanmaz çelik üretiminde, alüminyumla birlikte titanyumla karıştırılarak jet motorlarının yapımında, sülfirik asit eldesi ve seramik yapımında, camları kaplayarak zararlı güneş ışınlarının geçmesini engellemede ve daha birçok sanayi alanında kullanılmaktadır. Bitkiler için en önemli besin elementi olan azotu bağlayan mikroorganizmaların bu işlemi yapabilmesi için bünyesinde vanadyum olması şarttır. Bazı deniz canlıların yapısında yaşam için mutlak gerekli elementtir. Hiçbirimiz tavuklarımıza vanadyum vermeyiz ama tavuklar da yeterli vanadyumları olmazsa büyüme ve üreme geriliği gösteren canlılardandır. Yine vanadyumun etki mekanizması çözülmemekle birlikte şeker hastalığını tedavi ettiği tespit edilmiş bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. İnsan sağlığı üzerine olumsuz etkileri yeterince çalışılmamış olmasına rağmen solumayla alındığında solunum yollarını olumsuz etkilediği kanıtlanmıştır ve bazı bileşikleri yüksek zehirliler grubunda mütalaa edilmektedir.

Maddeden hasıl olan enerjinin miktarı da değişmez. Bulunduğu durgun durumdan harekete geçer, şekil değiştirir ama özde olduğu kadardır. Vanadyum örneğine devam edelim. Maddenin en küçük birimi olan atom çekirdeğindeki proton ve nötronları birbirine bağlayan çok yüksek bir enerji mevcuttur. Bu enerji atom çekirdeğinin parçalanması (fizyon) veya atomların birleştirilmesi (füzyon) durumunda açığa çıkar ve yaydığı ölümcül radyoaktif ışınların yanında milyonlarca derece ısı oluşturur. Bu enerjinin kontrol altına alınması nükleer santrallerde elektrik enerjisine dönüştürülmesidir. Isının ve yayılan ışınların kontrol altına alınmamasının adı ise atom bombasıdır. Doğadaki çok az madde fizyon denilen atom çekirdeğinin parçalanma işleminde kullanılabilir. Uranyum gibi vanadyum bunlardan biridir ve nükleer uygulamaları vardır.

Toprağın, suyun, canlının içerisinde insan tarafından keşfedilinceye kadar farkına bile varılmadan çok küçük miktarları ile önemli işler yapan bir madde, örneğimizde gördüğümüz gibi insanın kullanımıyla yüksek bir ekonomik değere dönüşür. Geleceğe bir gönderme yapalım. Vanadyum ilerde belki sanayide yeni alanlarda kullanımıyla yaygınlaşacak ve talebi artacak. Belki de tarımcılar tarafından gübre haline getirilecek. Toprağına mikro organizmalar tarafından daha fazla azot bağlanacağına inanan çiftçi için elzem bir girdi ilan edilecek ve çiftçi almak zorunda olduğu gübrelere bir yenisini ekleyecek. Belki de tıpçılar yeni bilimsel araştırmalarla bu maddenin insanlar tarafından alınmasının yararları ya da eksikliğinde görülen zararları ispatlayacaklardır. Kan değerimde vanadyumum eksik diyen insanlar daha sağlıklı olabilmek için hap haline getirilen bu maddeyi koşarak eczanelerden satın alacaklar. Ya da dünyanın gündemine, küresel ısınma ve iklim değişimine fosil yakıtlar dediğimiz kömür ve petrole dayalı enerjinin neden olduğu kesinleşmişken nükleer enerji kullanmalıyız diyen sektörün elinde girmeyi başaracaktır. Bunların hiçbirisi olmayabilir ya da hepsi birden olabilir. Burada amaç yalnızca bir hayali örneklemeyle doğada paha biçilemez görevler üstlenirken insanlar tarafından kıymet görmeyen bir maddenin keşfedilerek kullanılmaya başlanmasıyla dünya ekonomisini oynatabileceğini, doğasını da zincirleme bozacağını göstermektir.

Dünyaya ekolojik bakabilen insan sürekli öğrenme gayreti içerisinde ne kadar az şey bildiğinin hatta bildiğinin yanıldığına yetmediğinin bilincindedir. Maddeye bakışı; üzerine her bir zerresinin manasını yüklemek ve nasibinden hoşnut olmaktır. Ekonomik bakışta ise madde bilim ve teknolojinin sunduğu imkânla sonu gelmez bir açlıkla paraya dönüştürecek kaynaktır.

Denge ve uyumla ya da hırs ve kontrolle sonuçta tüm insanlar dünya kaynaklarından nasiplenir, kullanır ve yönetir.

Her canlı özü toprakta birleşen maddeden oluştuğu gibi canlılığını devam ettirmek için yine özü topraktan gelen maddeyle beslenmek zorundadır. Beslenme esas itibariyle canlının yaşamak, üreyip çoğalabilmek için ihtiyaç doyduğu enerjiyi sağlayan birtakım maddeleri değişik terkiplerle dışarıdan bünyesine almasıdır.

1-2-BESİN ZİNCİRİ VE MADDELERİN DÖNGÜSÜ

Yeryüzünün besin maddesi ilk olarak yeşil bitkiler tarafından üretilir. Bitkiler güneşten gelen ışık enerjisini kullanarak havanın içindeki karbondioksitin karbonunu yapraklarıyla alıp besine dönüştürme kabiliyetindedir. Aynı işi sularda gözle göremeyeceğimiz kadar ufak olan bitkiler de gerçekleştirir Böylece sularda da büyük balığın küçük balığı yuttuğu en küçüğün de minik bitkileri yuttuğu zincir oluşur. Karbon karbonhidrat dediğimiz şeker, nişasta şekillerinde bitki bünyesinde depolanır. Karbonhidratlar hayvanlar aleminin ve insanların beslenmesi için gerekli temel kaynaklardan biridir. Şimdi de proteinlere bakalım. Toprakta mikro organizma diye adlandırılan kendileri küçük yaptıkları iş büyük canlıların havanın içindeki saf azotu bağlayıp bitkinin alabileceği uygun terkiplere sokmasıyla meydana gelen maddelere biz amonyum, , nitrat, nitrit gibi adlar veririz. Bu maddeler toprak suyunda çözünür ve bitkilerin kökleriyle alınır. Aldığı azotu kendi bünyesinde proteine dönüştürerek veya kendisini yiyen canlının proteine dönüştüreceği daha alt terkiplerde depolayarak bitkiler dünya beslenmesi için bir önemli iş daha yapmaktadır. Bitkiler ölüp toprağa döndüğünde de çürüyüp karışınca yine aynı maddeler çıkar ve tekrar bitkilere besin olur.

Canlılar temelde oksijen ve hidrojenin yanı sıra (su bu iki elementin birleşmesidir) karbon ve azottan oluştuğu için en önemli döngüler bu maddeler arasındadır. Döngüye yukarıda canlı için gerekli maddeleri verirken saydığımız ve adını koyup sayamadığımız her madde katılır. Canlı içinde ayrı bir isim alır ayrı bir tat ve lezzete neden olur. Bitkilerin yaptığı üretim sonucu biriken kimyasal enerji beslenme yoluyla bir hayvandan diğerine ve insanlara zincirleme olarak geçer. Yerküre canlı, hava, su arasında maddelerin dönüp durmasıyla adeta tek bir can gibi olur. Bugün dünyanın en önemli problemlerinden biri karbon ve azot döngülerinin bozulması ile oluşan iklim değişikliğidir. İklim değişikliğine en büyük nedenin insan eliyle fosil yakıtların aşırı kullanımı ve azotun farklı terkiplerinin havaya salınması olduğu kesinleşmiştir.

1-3-ORGANİK TARIMDA BİTKİ BESLEMENİN ESASI

Organikle konvansiyonel arasındaki beslenme farkını anlatabilmek için insanların beslenmesinden misal getirelim. Dünyada büyük şehirlerde eğitim seviyesi yüksek insanlar vardır. Eğitimlerinin de katkılarıyla bu insanlar sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda çok şey bilirler. Bazen diyetisyen denilen beslenme uzmanlarından ve stresten kaynaklanan sıkıntılar için de psikologlardan yardım alırlar. Tüm destekler hayatlarında stres yapan kendilerinden kaynaklanmayan trafik, ağır iş şartları gibi sebepleri ortadan kaldırmalarına ve cazip hazır gıdalardan beslenmeyi durdurmalarına yetemez. Fazla kilolar için, stres ve yanlış beslenmeden kaynaklanan sorunlar için sağlıklı yaşam için arayış, yeni diyetler, yeni uzmanlarla sürer gider.

Şehir dışında yaşayan bazı insanlar doğayla yakın bağını henüz koparmamıştır. Bu insanların kimi çöllerde yaşarken kimi hiç buzları erimeyen kutuplardadır. Bazıları orman içlerinde, çevresinde ya da çayırların ortasında yaşam kurmuşken bir kısmı da karlı dağların eteklerini mesken tutmuştur.

Resim 1: Hazır gıda, geleneksel yemekler: Kimyasal ticari gübreler ve toprak mutfağında hep birlikte harmanlanan özleşen bitki gıdaları ikisinin arasındaki fark gibidir.

Göllerin denizlerin kenarında yaşayanların sayısı da hayli fazladır Tüm farklı coğrafyalardaki insanların yetiştirdikleri, avladıkları, topladıkları bitkiler, hayvanlar bunları gıda olarak hazırlama şekilleri, gıdalarını mevsimine göre saklama şekilleri birbirinden değişiktir. Yemek kültürleri coğrafyalarının, iklimin ve yaptıkları tarımın yansımasıdır. Eskimo’nun veya Uzak doğu’da bir adada yaşayan balıkçının temel gıdası balık iken çölde yaşayan hayatını bir kere bile balık yemeden sürdürmüştür. Baharda türlü otlar yetişen yerde yaşayan insanlar otlarla zengin bir mutfak oluşturmuşken dünyanın bir başka köşesindeki otun yenilecek bir şey olduğunun farkına varmadan ömrünü doldurmuştur. Bozulma olmamışsa geleneksel yeme kültürlerinin hepsinin tek ortak özelliği sonuçta insanına yetecek ve sağlıklı kılacak bir beslenme sistemini ortaya koymasıdır. Konvansiyonel bitki beslemede hep yeni gübrelerle daha yüksek verim arayışları sürerken organikte besleme toprak ananın zengin ve dengeli mutfağına dayanır.

Tarımsal üretimde amacımız insanın temel gıda ve hammadde ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu yüzden elde ettiğimiz ürün doğadaki gibi sistemin kendisini dengelemesi için toprağa dönmez. Üretici vasıtasıyla ekonomik kazanç elde etme ve ihtiyaçlarını gidermek amacıyla tüketiciye ulaşır. Temelde yaptığımız tarım faaliyeti içinde topraktan alıp götürdüğümüzü tekrar toprağa kazandırmaktır. Böylece tarım topraklarının verimliliğini sürdürmesini sağlamaktır.

 

1-4-ORGANİK TARIMDA TOPRAK VERİMLİLİĞİNİ SÜRDÜRMENİN YOLLARI

Bitkisel üretimi artırmak için toprağa verilen maddelere gübre, bu maddelerin toprağa verilme işlemine de gübreleme denilmektedir. Organik tarımda ürünü kaldırmakla topraktan kaybettiğimizi kimyasal gübre yerine hayvan gübreleri, kompost, yeşil gübre uygulamaları ve organik tarımda kullanılabilen hazır toprak iyileştirici ve gübrelerle yeniden kazanmaya çalışırız. Bitkinin ihtiyacı olan makro besinler dediğimiz azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt gibi elementlerle mikro besinler dediğimiz demir, çinko, mangan, gibi besinlerini toprağa kazandırmaya çalışırız. Bu maddelerin toprakta olup olmadığını varsa bitkinin alabileceği terkipler olup olmadığını toprak analizleri ve gözlemlerle takip ederiz. Bitki yaprağından örneklerin analiz edilmesi ve bitkinin yetişme gidişatını gözlemleyerek de bitki tarafından alınan besinlerin yeterlilik durumlarını kontrol ederiz.

1-4-1)Atıkları geri döndürme:

Organik maddeleri uygulamakla toprağımızı yalnız kimyasal yönden değil fiziki yapısı itibariyle de koruruz. Aynı zamanda biyolojik yapısını düzenler yani toprak canlılarının dengeli yaşaması için uygun bir ortam oluştururuz. Organik maddece zengin topraklar havadar, su tutma kapasiteleri yüksektir. Aşağıdaki sıraladığımız şekilde organik atıklar kendi üretimimizden geldiği gibi dışarıdan da kaynak temin edilebilir

  • Tarımsal üretim yaparken budamayla, hasat sonunda, ürünün pazara hazırlanması sırasında ayıklanıp temizlenmesiyle ve toprak hazırlığı sırasında çıkan her türlü atıklar.
    • Orman ürünleri üreten işletmelerin talaş, yonga gibi atıkları.
    • Gıda işleme yerlerinden ve fabrikalarından çıkan atıklar (büyük-küçükbaş, kanatlı hayvan kesim yerleri, konserve, alkollü içecek, dondurulmuş gıda, meyve suyu fabrikaları gibi.)
    • Kışla, okul, işyerleri gibi toplu yemek yenilen yerler ve yemek fabrikalarından kaynaklanan mutfak atıkları.
      • Yerleşim yerlerindeki sebze meyve halleri, pazaryeri, evlerin çöp atıkları.

Organik maddenin yani bir zamanlar canlı olan bitkiler ve hayvanlar aleminden gelen tüm materyallerin doku artıklarının parçalanıp çürümeye başlamasından, humuslaşmasına sonunda da mineralize oluncaya kadar yani canlıyı oluşturan kimyasal terkiplerinden farklılaşıp bitkilerin kökleriyle alabileceği şekle girinceye kadar geçirdiği her evresi kompostlaşmadır. Amacımıza göre materyali hazır kompost haline getirip ya da doğrudan toprağa karıştırarak uygulayabiliriz.

1-4-1-1) Kompost yapımı

Kompostu mikrobiyal canlılar yapar. İnsanlar gibi bakteri ve mantarlar da dengeli yaşamak için farklı lezzetler tatmaktan hoşlanırlar

Yığın yöntemiyle kompost yapmak için önce materyaller toplanır. Çabuk çürüyen; taze yeşil materyal azotça, odunsu materyaller karbonca zengindir. Karbon ve azot ağırlıklı materyal dengeli olmalıdır. Materyali toplarken taze materyalin özellikle sebze ve meyve atıklarının soğuk ve kapalı tutulması mümkünse sap saman gibi materyalle karıştırılarak bekletilmesi önemlidir. Böylece kızışmanın başlayıp koku yapması, böcek, kurtçuk bulundurması aynı zamanda azotun amonyak olarak havaya karışmasıyla kaybolması önlenmiş olacaktır. Materyaller kıyılıp karıştırıldıktan sonra yığılarak sulanıp kapatılır.

Yığın hazırlarken elde etmek istediğimiz son ürün miktarının başlangıç materyalimizin ağırlık olarak yarısından az, hacim olarak ise daha da yüksek bir kayıpla gerçekleşeceğini göz önünde bulundurmalıyız

Yığına belli aralıklarla havalanma sopaları koyup yığın son şeklini aldığında çıkarılması dengeli havalanmaya yardım yönüyle faydalı olur. Yığının yüksekliğinin bir buçuk metreden eninin iki buçuk metreden düşük olmaması istenen nem ve sıcaklığı muhafaza için iyidir. Zemin beton yapılamıyorsa sertleştirilmiş toprak olabilir. Küçük yığınlarda alta naylon serilebilir. İlk yığın sulaması henüz malzemeler birbirine karışmadığı için çok çabuk aşağıya iner. Tüm malzemenin iyice suyla temas ettiğinden emin olmalıyız. Örtü malzemesi olarak havalanmayı kolaylaştıracak bir malzeme tercih edilmeli, eğer naylon kullanılacaksa hava delikleri açılmalıdır. Naylonu çekmeden önce en üste havalanmaya yardım edecek daha kaba malzeme koymaya özen gösterilmelidir.

Materyali parçalama biyolojik faaliyet ve havalanma için alanı artırdığından işlemi hızlandırır. Ağaç budamalarından çıkan kalın dallı malzemeler parçalama makinası varsa ideal bir karbon ağırlıklı kompost materyali olurlar. Başlangıç materyalinde karbon oranı yüksekse yani sap saman, odun talaşı gibi malzemeler fazlaysa çürüme işlemi ağırlaşır. Toprak ilavesiyle hem koku ve böceklenmeyi kesmiş hem de toprak canlılarını yığına yerleştirmiş oluruz. Bir ton komposta 10-100 kg sınırları arasında toprak girebilir. Hasat sonu sebze atıkları kullandığımız durumda bitki kökleriyle gelen yeterli toprak karışıma eklenmiş olacaktır. Ayrıca öğütülmüş fosforlu, potaslı kaya tozlarından yararlanabiliriz. Bu durumda yığına kireç ilavesine gerek olmaz. Böylece toprağa uyguladığımızda yetiştirilen bitkiler bu minerallerden daha iyi yararlanır. Ağıl, ahır gibi hayvan barınaklarından çıkan altlık olarak serilen sap-saman kullanıldığında mikrobiyal gelişmeye ve karbon azot oranının dengesine olumlu hizmet eder.

Küçük yığınlarda nem ve sıcaklık kayıpları fazla olur. Yığının çok güneş, yağmur, rüzgâr almaması, havayı geçiren ancak ısıyı ve nemi tutacak şekilde örtülmesi gerekir. Yığında biyolojik yanmadan dolayı yükselen ısı, düşen nem ve azalan oksijen yığın açılıp havalandırılarak ve sulanarak tamamlanır. Bir ton bitmiş kompost yaklaşık iki buçuk ton su kullanımı gerektirir. Yığın açımlarında iyi bir karıştırılma yapılmalıdır. Yığında sıcaklığın 70 derecenin üzerine çıkmamasına dikkat edilmelidir. Havalar sıcaksa yığını haftada bir karıştırarak kızışmayı önlemeliyiz. Kızışma olup olmadığını yığının muhtelif yerlerine sopalar batırıp 10-15 dakika bekledikten sonra elimizle hissettiğimiz ısıya göre ayrıca yığında açtığımız deliklerden buhar ve ısı çıkışına göre ayarlayabiliriz.

İklim şartları, yığına giren materyalin parça büyüklüğü, materyalin kimyası, nem ve havalandırma durumuna göre kompostun oluşumu ortalama iki ay sürer. Başlangıçta 7-15 günde bir havalandırma, karıştırma ve eksilen nemin ilavesinden sonra yığın yeniden kapatılır. İkinci açmadan sonra malzeme artık birbirine iyice karışmaya ve suyu da tutmaya başlar. Sulamayı avucumuza malzemeyi aldığımızda suyu damlatmayacak ancak sıkınca suyun akacağı şekilde ayarlayabiliriz. Kompostlaşma işlemi 3-4 yığın açımından sonra gerçekleşmişse elenme işlemine geçilir. Elek üstü materyal yeni yığınlarda aşılama materyali olarak hizmet eder. Bahçeye uygulanacak kompostlarda elemeye gerek yoktur. Kompostun olgunlaşması; materyalin kahverengi siyah humuslu toprak görünümü ve kokusu alması, içerisinde bazı toprak canlılarının görünmesi ile anlaşılır.

solucan ve karıncalar kompostun olgunluk göstergeleridir.

1-4-1-2) Kompostu kullanmak

Canlılar dünyası ekonomin kurallarına değil ekolojinin kurallarına uyarlar Öyle ise kompost kullanarak tarımı ekolojik yapalım

Kompost olayında ana nokta hangi tekniği uygularsak ya da başlangıç materyalini kullanırsak kullanalım elimizdeki son ürünün yetiştiricilik hedefimize uygun olmasıdır. Örneğin meyve ağaçlarımız için iyice kıyılmış materyali doğrudan toprağımıza uygulamak ve toprakta kompostlaşmasını sağlamak bize daha fazla enerji ve madde kazandırabilir. Oysa tohum atacağımız, çöğür yetiştireceğimiz kompostun son derece iyi olgunlaşmış olması çimlenme ya da taze fideye zarar yapacak yanma safhalarını geçmiş, azot dengesinin kurulmuş olması gerekir. Başlangıç materyali, iklim, işlem aşamaları gibi birçok faktör son ürüne etkilidir. Genel olarak kompost sığır gübresine yakın ya da üzerinde besleme değerleri göstermektedir

Sebzecilik, süs bitkileri, fidancılık hatta bodur meyve yetiştiriciliğinde topraksız veya kısmi topraklı gelişme ortamlarının kullanılması oldukça yaygınlaşmıştır. Ekonomik, doğaya dost ve verim artırıcı olan kompostun birçok gelişme ortamına alternatif ya da destek olabilecek bir materyal olarak ilerde gittikçe önem kazanacağı göz önünde bulundurulması gereken diğer yönüdür.

Bitkilerde çay sever

Olgun kompostu 10 birim su ile karıştırıp birkaç gün mayalanmaya bıraktıktan sonra süzerek, yine 10 birim suyla tamamlayıp tüm bitkisel üretimlerde yaprak ve topraktan uygulamalarla bitki gelişimine çok önemli katkı sağlanır. Kompost çayını her gün bir kez karıştırmak gerekir.

1-4-2)Yeşil gübreleme

Bitkilerin, gelişmelerinin belli bir döneminde henüz yeşil iken, toprak altına getirilmelerine yeşil gübreleme,  bu amaçla yetiştirilen bitkilere de yeşil gübre adı verilir.

Yeşil gübre bitkileri üç ayrı sistemde yetiştirilebilir:

1) Esas bitki

2) Ara bitkisi.

3) Anıza ekim bitkisi.

Yeşil gübreleme bitkisini yetiştirmek ve toprakta kompostlaşmasını sağlamak için yeterli ısı ve yağış olmalıdır. Bu yüzden her coğrafyadaki tarıma uygun değildir ya da ekonomik olmayabilir. Aşağıdaki bitkiler yeşil gübre amacıyla yetiştirilir.

Baklagil bitkileri: Yonca, üçgül türleri, fiğ, soya fasulyesi, yem bezelyesi

Baklagil olmayan bitkiler: Arpa, yulaf, çavdar, darı, buğday, çim, hardal, kolza, sudan otu, karabuğday

Tür seçiminde dikkat edilecek hususlar şunlardır: İklim ve toprak şartlarına uyumlu olmalıdır. Derin köklü olmalıdır. Hastalıklara ve zararlılara dayanıklı olmalıdır. Çabuk gelişmelidir. Tohumu kolay temin edilebilmelidir.

Yeşil gübre bitkilerinin hava azotunu tutma ve toprağa besin bağlamaları: İklim, toprak ve uygulama şartlarına göre değişmekle birlikte Azot yönü ile çok yıllıklar içinde yonca tek yıllıklarda da fiğ ve bakla hem kök hem üst aksam ile toprağa en yüksek besini bırakır. Çayır üçgülü kökleriyle de toprak üst kısımlarının toprağa dönmesi ile de en yüksek fosforu bırakır. Potasyum açısından toprak altı ve üstü ile fiğ, bakla çayır üçgülü en fazla katkıyı sağlar.

Yeşil gübre bitkilerinin verime etkisi: Erken dönemde mercimekle yapılan yeşil gübreleme ile buğdayda normal azotlu gübrelemeden daha yüksek verim alınmıştır. Çayır üçgülüyle yapılan yeşil gübrelemeden sonra yetiştirilen yazlık arpa ve buğdayda konvansiyonel gübrelemenin üstünde verim alınmıştır.

Yeşil gübre bitkisinin gömülme zamanı ve şekli: Yeşil gübre bitkisi toprak üstü organlarının tam oluştuğu, henüz yeşil ve sulu oldukları devrede toprağa gömülmelidir. Böylece azot oranları daha yüksektir ve çabuk kompostlaşır. Baklagillerde çiçeklerin en az yüzde onu açılınca toprağa döndürülebilir. Karıştırma doğrudan sürerek, biçildikten sonra veya üzerinden merdane geçirildikten sonra yapılabilir.

1-4-3)Hayvan gübreleri

At, sığır, tavuk gübreleri organik tarımda en yaygın kullanılan hayvan gübreleridir. At ve sığır gübrelerinde sıvı dışkının yitmesi bitki besin elementleri yönünden önemli bir sorundur. Toplam bitki besin elementlerinin yarısı sıvı dışkı içerisindedir. Yataklık yeterli miktarda olursa sıvı dışkıyı önemli oranda bünyesinde tutar. Tavuk gübreleri bu sebepten ötürü uygulamalarda daha yüksek besleme değeri gösterir. Ancak doğrudan kullanılması durumunda bitkide yanmalara neden olabilir. Bu nedenle ya toprağa az miktarda uygulanarak, veya sap, saman, ve diğer atıklarla karıştırılarak kompostlaştırılıp kullanılabilir. Su ile karıştırılıp sulama suyuna ilave edilerek de bu problem çözülür. Hayvan gübrelerinin besin değerleri hayvanların beslenmelerine, gübrenin muhafaza şartlarına ve hava şartlarına göre aşağıdaki tabloda olduğu gibi değişiklik gösterir.

Hayvan Gübreleri

Azot

Fosfor

Potasyum

Sığır gübresi

0,5-1,0

0,15-0,20

0,5-0,6

Tavuk gübresi

2,87

2,90

2,35

At gübresi

0.3-2.5

0.15-2.5

0.5-3.0

Tablo 1: Hayvan gübrelerinin azot fosfor ve potasyum değerleri

Kompostta olduğu gibi hayvan gübrelerini yalnız temel besleme maddeleri yönüyle değerlendirmek yanlış olur. Toprak iyileştirici olarak, mikro besin maddeler yönüyle ve toprakta çözücülüğü artırıp kökleri harekete geçirmesiyle değeri çok daha büyük önem arz eder. Daimi uygulamalarda dekara 1-3 ton sürümden önce iyice karıştırılarak verilir. Toprak yapısını iyileştirmek için bir defalık 15 tona kadar uygulama yapılabilir. Yarasa gübresi, güvercin gübresi daha az kullanılan ancak ulaşılabiliyorsa zengin besin kaynağı olan hayvansal gübrelerdir

1-4-5)Beslemeye hizmet edecek diğer girdilerin kullanılması.

Organik tarımda özellikle daha acil çözümler için ve besin maddesi yüksek bitkilerde açığı kapatmak amacıyla çiftlik dışı hazır girdiler kullanılabilir. Tabloda mavi işaretlerde en yüksek içeriklerde görüldüğü gibi makro besinler için aşağıdaki verilen girdiler kullanılabilir.

Azot: kan unu, balık unu, tohum küspeleri,

Fosfor: kemik unu balık unu, tohum küspeleri

Potasyum: Deniz yosunu, balık unu

Humik asit (iyileştirici olarak) uygulaması azot alımına yardımcı olabilir.

Bitkide analizler sonunda demir, çinko, mangan gibi mikro elementlerde eksiklikler varsa yönetmelik bu elementlerin bazı bileşiklerinin kullanımına

izin vermektedir. Çabalara rağmen potasyum açığı kapatılamıyorsa klor içermeyen bazı potasyum gübreleri kontrollü olarak kullanılabilmektedir.

Farklı girdiler 

Azot

Fosfor

Potasyum

Balık unu

9.0

6.0

4.0

Kemik unu

0.7-4.0

18.0-34.0

0.

Kan unu

10-12.0

1.5

0.57

Deniz yosunu

0.

0.

4.0-13.0

Odun külü

0.

1.0-2.0

3.0-7.0

Tohum küspeleri

6.0

4.0

2.0

Tablo 2: Organik tarımda kullanılan bazı dış girdilerin besin değerleri

Deniz yosunu özlü hazır girdiler yaprak uygulamalarıyla potasyum beslemesi yanında içerdiği büyüme hormonlarıyla ve mikro besin elementleriyle verim artışı sağlayabilir. Uygulama damla sulamada sıvı gübre şeklinde de olabilir  Kan unu, balık unu gibi hayvansal kökenli girdiler zengin içerikleri yanında dikkatli uygulanmazsa koku ve sağlık problemi oluşturabilir.

Potasyum ve fosforun ana kaynağı toprak kili ve kumunu oluşturan kayalardır. Organik tarım kuralları inorganik fosforlu gübrenin kullanımına sınırlı olarak izin verir. Organik materyallerin geri dönüşümü akıllıca ve zamanlı yapılarak genelde fosforda mineral girdiye ihtiyaç duyulmamaktadır. Yetmediği durumlarda ham fosfat kaya tozlarına başvurulmaktadır. Magnezyum ve kireç açığı için ise jips, dolomit taşları gibi kaya tozlarından yararlanılabilir. Organik yönetmelik özellikle kireçli topraklarda önem arz eden kükürt kullanımına izin vermektedir.

1-4-4)Ürün münavebesi

Münavebe yetiştirilen ürünlerin nöbetidir. İyi bir planlamayla bitkilerin toprak üzerine olan etkileri toprak verimliliğine önemli ölçüde etkili olmaktadır. Amaç organik maddeyi artırmak suretiyle uzun dönemde verimliliği yapılandırmaktır Münavebe aynı zamanda hastalık ve zararlılardan korunmayı sağlamaktadır. Farklı besin maddelerine ihtiyaç duyan ve farklı kök derinlikleri ile toprağın değişik katmanlarından besin sağlayan bitkiler sonuçta toprağı dengede tutmaktadır. Bu sebepten aynı bitki arka arkaya yetiştirilmez. Örtücü bitkilerin devreye sokulmasıyla ve toprak yapısının düzelmesiyle münavebe erozyonu önler. Yeşil gübreleme bitkilerinin yer alması toprağa besin kazandırır.

Ekim nöbeti yaparken dikkat edilecek hususları şöyle özetleyebiliriz.

  • Şeker pancarı, patates, pamuk, mısır gibi azot tüketimi fazla olan bitkiler ile azot depolama özelliklerine sahip olan bitkiler ardı ardına yetiştirilmelidir
  • Yonca, şeker pancarı, pamuk, domates, havuç gibi derin köklü kültür bitkiler ile hububat, pırasa, marul, soğan, gibi yüzlek köklü bitkiler ardı ardına yetiştirilmelidir.
  • Mısır, çeltik, pamuk gibi su tüketimi fazla olan kültür bitkileri ile patates, hububat, bezelye gibi daha az su tüketen bitkileri ardı ardına yetiştirilmelidir.
  • Pamuk, domates, soğan, sarımsak gibi yetiştirme döneminde yavaş gelişen kültür bitkileri ile mısır, ıspanak, marul fiğ, salata gibi hızlı gelişme özelliğinde olan bitkiler ardı ardına yetiştirilmelidir.

Yem bitkileri, tahıllar, pırasa gibi bitki kalıntısı fazla olan bitkiler ile patates, şeker pancarı gibi kalıntısı az olan bitkiler ardı ardına yetiştirilmelidir.

About cem

Çiftçi ve köylü adayı.
Bu yazı Sürdürülebilirlik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Organik Tarımda Girdi Temini (Huriye Kara) için 2 cevap

  1. cem işmen dedi ki:

    Sevgili Cem Kardeşim
    Carrefour’da tanıdık gerekirse tepelerde bir ST Joseph’li Kardeşim var

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s