Gıdamızı daha iyi tanımak

Teknolojinin ve sermayenin ezici gücü toprağa bulaşınca işler karıştı. Önce mis kokulu meyve ve sebzeler kaybolmaya başladı. Sonra görünüm mükemmeliği aranan asıl vasıf haline getirildi. Lezzet kayboldu. Geniş tarım arazileri daha derin sürüldükçe daha çok ilaç, daha çok katkı maddesi ile “hedeflenen verim” yakalandı. Bu arada gıdamızda saflığı kaybettik. Köy çeşitlerimizi kaybettik. Bazı ürünlerin özü farklı türlere ait genlerle zorla buluşturuldu. Köylü köyünde mutsuzlaştırıldı. Herşeyin sonu mu geldi? Neyse ki değil. Şimdi filmi geri sarma ve yereli eski değerleriyle birlikte yeniden keşfetmek, yeniden çoğaltmak ve doğanın gerçeğini yaşatmak zamanı.

Hazır mamul gıdalarda kullanılan ‘E’ (European Union) katkı maddeleri konusu basında çokça yer alınca, üretici firmalar ‘E’ harfini kullanmadan, bu maddelerin açık adını yazmaya başladılar. Bu maddelerin sakıncalarını bilmekte fayda var.

Geçtiğimiz günlerde sağlık açısından riskli üretim yapan firmaların isimleri ilk kez basında listeler halinde yayınlanmaya başlandı. Sağlık açısından etik üretim, hijyen ve GDO; her biri kritik.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, GDO ürünleri ve yönetmeliği hakkındaki   Kasım 2011 tarihli bir konuşmasında şunları söylemişti:

Bu yönetmelik Türkiye’ye GDO’ların girişi için değil, GDO’lu ürünlerin insan sağlığını, toplum sağlığını, çevre sağlığını, hayvan sağlığı ve refahını dikkate alacak, onları koruyacak bir şekilde denetim ve kontrolünün sıkılaştırılması ve engellenmesi için hazırlamıştır. Bunun dışında ne bir amacı var ne de bir uygulaması var. Bunun altını çizmek istiyorum. Milletin kafasını karıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Milleti her yediğinden, her içtiğinden soğutur hale getirmeye de kimsenin hakkı yoktur. Bunu ne reyting uğruna, ne de başka bir amaç uğruna yapmak, millete zarar vermektir. Dikkatli olmamız lazım. Türk çiftçisine, üreticisine haksızlık yapmayalım”.

Ancak buna karşın, Türkiye’ye “yem amaçlı”  toplam 16 çeşit mısırın girişine izin verildi. Ve, aradan 1 yıl geçmeden gıda sektöründe üretim izni ile faaliyet gösteren bazı firmaların ürünlerinde GDO tespit edildi.

GDO konusu dışında, Gıda Kodeksine aykırı hammadde kullanan ve usulsuz ve üretim yapan bazı firmalar Bakanlık Web sitesinde açıklandı.

Organik, iyi, temiz, doğal, helal, biyodinamik, shumei vb. gibi yetiştirme aşamasında tanımı ne olursa olsun, sağlığımıza ve çevreye zarar vermeyen, olması gerektiği gibi faydalı gıdaların varlığının ispatı ancak ve sadece bilimsel esaslarla mümkün.

İki ilave temel yöntem bugünkü belirsizliğe ve güvensizliğe, saman alevi gibi iniş çıkış yapan çözümler yerine kalıcı ve sürdürülebilir gıda güvenliği anlamında faydalar getirebilir.

1. Üretim Aşaması

Toprakta yetiştirilme aşamasında ürünlerin pestisit, büyüme düzenleyici (hormon, vb.), suni gübre gibi girdilerin kullanımı veya en kötüsü yüksek dozda kullanımıyla yetiştirilmesi, sağlıklı olmayan sularla sulanması (kirli yeraltı suları, vb), toprağın istenmeyen nitelikler taşıması (ağır metal, vb) veya üretim bölgesindeki hava kirliliği (sanayi, karayolu, vb) her türlü uluslararası sertifikaya sahip büyük işletmelerin (ve meşhur markaların) ürünlerini bile sağlık açısından şüpheli seviyeye çekiyor. Zehir kontrollerini aşsa bile, gıdanın besleyicilik değerinin kalmadığı maalesef çoğu kez önemsenmiyor.

Bu anlamda önümüzdeki süreçte daha çok karşımıza çıkacak olan Katılımcı Teminat Sistemleri veya diğer adıyla Katılımcı Sertifikasyon Sistemleri (KSS) tüm dünyada artan talebiyle, üretici ve tüketici gruplarının katılımında üretim kontrol aşaması için etkili bir alternatif çözüm. 21 Nisan’da Bayramiç Yerel Tohumlar Şenliği kapsamında gerçekleşen Çalıştay’da  Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncer, Halk Pazarı kapsamında Türkiye’de ilk kez Bayramiç’te KSS için PİLOT PROJE çalışmasına başlanacağının müjdesini verdi. Konuyla ilgili detayları önümüzdeki haftalarda bu sayfada ileteceğiz.

2.  Tüketim Aşamasında

Bu aşamada, tüm etiket, iyi niyet ve süper-marka kavramlarının ötesinde,

  • GDO testi
  • Mikrobiyoloji testi
  • Pestisit, kalıntı testi
  • Bal için özel test

yapabilmek, tahmini ve duygusal yaklaşımların yerine bilimsel sonuçları karşımıza getirecektir. Amacımıza yönelik destek veren akredite laboratuarlar ile görüşmelerimiz tamamlanmak üzeredir. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan talebimiz sonucu aldığımız teyit mektubuyla, toplu talep tarihleri oluşturarak normal fiyatların altında, isteyen tüketiciler için yukarda listelenen temel başlıklarda indirimli analiz imkanı oluşturuyoruz.

Bakanlık tarafından önerilen bir GDO testinin standart bedeli 660 TL + KDV civarındadır. Bu test, indirim desteği veren akredite laboratuarlarca toplu talep (isteyen herkesin aynı gün örnek ürünlerini belirlenen adrese gönderimi) ile,

  1. Et ve Süt ürünleri için: 180 TL + KDV
  2. Diğer ürünler için: 135 TL + KDV

olacaktır (kargo bedeli hariçtir) . Konuyla ilgili detayları önümüzdeki günlerde bu sayfada ileteceğiz.

Örnek: Siz ve komşunuz 4 aile, aynı sütü tüketiyorsunuz. Bu süt numunesini cam kavanoza alarak ve üzerinde marka bilgisi olmadan kargo ile, anlaşmalı laboratuarımıza birine belirlenen tarih öncesinde göndereceksiniz. Maliyeti (kargolama dahil) aile başına 60 TL civarında hesaplanmıştır.

Şüpheleri ortadan kaldırmak ve hataları tespit etmek, bundan sonra daha iyisine ulaşabilmenin ilk adımıdır. Arzı talep yaratıyorsa, talepler bilinçli olmalı. Bilerek oluşan talepler kaliteli, etik, sağlıklı ve lezzetli ürünlere kavuşmamız demektir.

Önerdiğimiz GDO testi ve özellikleri:

1. Yöntemin adı: GeneScan, GENESpin; GMOScreen RT 35S/NOS IPC (LR) (Real Time PCR)

2. Yöntemin hassasiyeti : %0.1

3.  Aşağıdaki numunelerde GDO riski mevcuttur:

  • Et ve süt ürünleri
  • Mısır ve mısırdan elde edilen ürünler (mısır nişastası, mısır unu, mısır grizi, mısır kepeği, mısırözü vb.)
  • Soya ve soyadan elde edilen ürünler (soya küspesi, soya sütü, soya lesitini vb.)
  • Kolza (Kanola) veya Kolzadan elde edilen ürünler
  • Pamuk ve pamuk ürünleri
  • Papaya ve papaya ürünleri
  • Domates, domates salçası, domates sosu, kurutulmuş domates, domates tozu, domates suyu, ketçap, domates çorbası, domatesli makarna vb.
  • Şekerpancarı melası, melas şurubu,posası, lifi
  • Çeltik/Pirinç ve bunlardan elde edilen ürünler (Pirinç unu, pirinç nişastası vb. )
  • Patates,  patates cipsi, patates nişastası, dondurulmuş patates, patates unu, kurutulmuş patates, patates flokanı, patates kroket, patates tozu, patates toprağı vb

4. Numune miktarı: Minimum 1000gram veya 100 cc.

5. Tarafsız analiz: Ürün markası gönderilen numunede yer almayacak şekilde ayrı bir cam veya plastik kavanoz içinde gönderilmelidir.

6. Numune yollama: Steril ve taşıma esnasında zarar görmeyecek kaplarda ( torbalarda vb. ), her ürünün kendi özelliğini koruyacak şekilde yollanmalıdır.

7. Analiz raporu teslim süresi : 1 hafta.

Sağlıklı bir toplum, mutluluğun, gelişmişliğin ve sürdürülebilirliğin ön koşuluysa buna bilimsel tavırda öncelik vermemizin önemine inanıyoruz. Şunu da belirtelim ki, meselemiz suçlu aramak değil; bu konuda itina gösteren tüm kişi ve kurumlara bu vesilede teşekkür ederiz.

Her birimizin yapabileceği çok şey var.

About cem

Çiftçi ve köylü adayı.
Bu yazı Bilinçli Tüketim, Sürdürülebilirlik, Yerel Tohumlar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s