Küresel Güç ve Coğrafi İşaretler

beraber vesika2

Toprak Ana Platformundan Cem Birder ve İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreter Yardımcısı Pınar Nacak, gıdalarımızda Coğrafi İşaretler’in amacını ve  kritik değerleri Akdeniz Üniversitesi’nce düzenlenen uluslararası seminer sonrasında Eko IQ dergisi Aralık ayı sayısında yorumladılar.

Nasıl bir Tarım?

Tarımsal  üretimde, gelenek ve kültürün önemi çok büyük. Türkçesinde farketmiyoruz ancak dünya dillerinde “Agri-culture” olarak kullanımı, kültürel kimliğinin ne denli vazgeçilmez olduğunun bir ispatı. Küresel ekonomiye her geçen gün daha çok entegre oluyor gibi düşünülse de, tamamen endüstrileşmesinin “kültürel” doğasına aykırılığı nedeniyle, yerel ekonomi içinde halen ve daima mücadele gücü buluyor.

Endüstriyel tarım, bizlere kitlesel üretimi, tek tip üretimi, homojenlik ve  standartlaşmayı bir “kalite” unsuru olarak öneriyor. Oysa doğa değişkendir; yağmur değişir, rüzgar değişir, sıcaklık değişir; tohum ve toprak canlıdır, toprakla birlikte tohum da değişir. Birbirine komşu küçük alanlar içinde bile ürünler değişir. Değişmemesi hedef değildir; ilk başından beri geleneksel tarımda ürün daima değişir.

Değişkenliğin vazgeçilmez öge olduğu tarım, bir kandırmacaya dönüşmemişse, endüstriyelleşemez. Tarımda üretim faktörlerinin dinamik yapısını düşünmeliyiz. Bunlar yaşamın faktörleri aynı zamanda. Ekolojik dengenin korunması, insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması için, su ve toprak kaynaklarını bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçları karşılayabilecek en akılcı bir şekilde kullanmamız gerekiyor; işte bu nedenlerle salt ticari güdülerle tarımsal üretim yapmak imkansız. Bu hassasiyeti destekleyen önemli bir unsur ise Coğrafi İşaret’ler…

1

Coğrafi İşaret nedir?

Coğrafi İşaret (Cİ), belli bir şehir, bölge veya ülkeye ait özellikleri itibariyle, bu coğrafi alan ile özdeşleşmiş bazı ürünlere (özellikle, gıda ve el işi ürünler için) uygulanabilen özel, ayrıcalık kazandıran bir isimlendirme. Cİ kullanımı, ilgili ürüne ait tanımlı özelliklerin gerçekten var olduğunu tescilliyor; örneğin söz konusu ürünün geleneksel yöntemlerle üretildiğini veya coğrafi özelliklere bağlı sıfatları taşıdığını doğrulaması gibi…

20. yüzyılın başı itibarıyla, dünyada özellikle gıda ürün markalarının içerdiği coğrafi isimlerin yanıltıcı olmasının önüne geçmek üzere Cİ uygulamalarının yaygınlaştığını görüyoruz. İlk örnekler arasında, Fransa’da “Appellation d’Origine Contrôlée (AOC)” adı altında verilen sertifikalarla yerel şaraplar ve İsviçre’de Gruyer peyniri var.

finike

Türkiye’de, Finike Portakalı, Ege İnciri, Ezine Peyniri, Kalecik Karası Üzümü, Kayseri Pastırması, Maraş Tarhanası yaklaşık 160 üründen (1) birkaçı.

Ülkemizde ilgili kurallar 24.06.1995 tarihinde yayınlanan 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve buna bağlı olarak çıkarılan uygulama yönetmeliği ile düzenleniyor. Türkiye’de tescil işlemleri yetkisi Türk Patent Enstitüsüne ait. Bugün itibarıyla 157 farklı ürün Türkiye’de Coğrafi İşaret almış.

Coğrafi İşaret, kültürel mirası ve geleneksel üretimin önemini vurgularken, o bölge üreticisi ile birlikte tohumu, toprağı, suyu, iklimi korumayı hedefleyen bir sistem. Türkiye farklı coğrafi bölgeler ve iklim zenginliği ile büyük bir biyoçeşitliliğe (tüm Avrupa kıtasında 12,000 bitki türü bulunmasına karşın ülkemizde 9,000 bitki türü bulunuyor ve bu türlerin % 30’u dünyada sadece Türkiye’de yer alıyor) ve buna bağlı olarak, zengin çeşitlilikte tarımsal ürünlere sahip. Bu zengin çeşitlilik aynı zamanda büyük bir Coğrafi İşaret potansiyeli demek; ülkemizde bu sayının yaklaşık 1500 olduğu tahmin ediliyor.

Coğrafi işaretlerin tüm dünyada eş değer niteliklerdeki çıkış amacına karşın, bugün ulaştığı ve güç kazandığı noktalarda sapmalar olduğunu görebiliyoruz. Ülkemiz pratiğine baktığımızda, örneğin, Erzincan yaylalarında beslenen hayvanların sütünden, orijinal şekliyle deri tulumlarda sınırlı miktarda üretilen Erzincan Tulumu için alınan Coğrafi İşaretin o yaylalardaki üreticilere değil, Erzincan Tulumunu plastik ambalajlarda fabrikadan market rafına getiren tacirlere fayda sağladığını görüyoruz. Bu durum adil midir?

Mevcut uygulamada yüklenilen “yöresel gıda envanteri oluşturma misyonu” coğrafi işaretlemenin asıl hedefi midir? Yüksek bütçeli reklam ve markalaşma kampanyaları içinde Coğrafi İşaret’in ilave bir güç olarak kullanımı sadece şirketler lehine değil midir? Gereğince güçlü küresel ekonomilere, bir de Coğrafi İşaret eklenmesi değil midir bu süreçte yaşanan?

2

Geleneksel Ürün ve Ege örneği

Coğrafi İşaretin dünyada ortaya çıkışındaki esas sebep, nesiller boyunca geleneksel bilgi ile üretilen ve pazarı bulunduğu bölge  sınırlarına taşan ürüne sahip çıkmak, bilginin ve üretiminin sürdürülebilirliğine destek veren bir koruma sağlamak. Coğrafi İşaretleme’nin kırsalda sağladığı avantajlar arasında, nitelikli bir tedarik zincirinin oluşması, daha yüksek katma değerli ve dengeli fiyatlandırma, doğal kaynakların korunması, geleneksel bilginin yaşatılması ve doğa dostu turizm ilişkileri sayılabilir. Ancak sözü edilen etkilerin hiçbirinin kesin bir garantisi yok. Özellikle küreselleşen tarımın devlet politikalarında kabulleniliş seviyesi ve resmin bütününde geleneksel tarım için ayrılan pay (sadece bütçe olarak değil, saygınlığı) Cİ ve uygulamalarında kritik bir yol ayrımına sebep oluyor.

Coğrafi İşaret’e sahip geleneksel bir ürünü değerlendirirken, diğer piyasa koşulları eşliğinde, şu başlıklar altında incelemeliyiz:

– Geleneksel özellikleri garanti altına alınabiliyor mu?

– Sürdürülebilirliğine destek sağlanmış mı?

– Özellikle duyusal özellikler anlamında, kalite standartlarına sahip mi?

– Daha yüksek ticari rekabet, pazar payı ve fiyat artışı gibi değerlere sahip mi?

Yerel ekonominin gelişiminde zincirin en başında yer alan küçük üreticinin bu değer artışından hak ettiği payı alıp alamadığı en öncelikli sorgu kriteridir. Aksi takdirde, bu model ile ürünün markalaşmasından sadece şirketler rant elde edecekse, Coğrafi İşaret sistemi kendi felsefesini inkâr etmiş olacak; geleneksel üretimin sürdürülebilirliğinde etkisiz kalışı, Coğrafi İşaret’in anlam bütünlüğünde çözümlenmesi zor sorunlar oluşturacaktır.

İzmir Ticaret Borsası tarafından Coğrafi İşaret tescil çalışmalarına 2002 yılında başlandı.  İncelemeler sonucunda Ege’nin geleneksel ürünleri olarak adlandırılan, bölgenin yerel ekonomisi için büyük önem taşıyan, kalitesiyle yurtiçinde ve yurtdışında tanınan pamuk, çekirdeksiz sultaniye üzümü ve kurutmalık “sarı lop” çeşidi incire Coğrafi İşaret tescil başvurusu yapıldı. Tescil isimleri bölgenin ismi olan “Ege” ibaresi ile, “Ege Pamuğu”, “Ege Sultani Üzümü” ve “Ege İnciri” olarak alındı.

Türkiye’de, Coğrafi İşaret uygulamalarını yöresel bir ürün envanteri oluşturma çerçevesinden  çıkarmak açısından “Ege Pamuğu” önemli bir model niteliğindedir. Bu amaçla “Ege Pamuğu” Coğrafi İşareti’nin doğru şekilde kullanılabilmesine olanak sağlayan yönetmeliklerle, işaretin çırçır işletmelerince benimsenmesi ve pamuğu hammadde olarak kullanan işletmelerin “Ege Pamuğu” Coğrafi İşaret logolu pamukları tercih etmesi sağlanabilecektir. Sektörün daha ileri aşamalarını oluşturan teksti ve konfeksiyon işletmelerinde de  “Ege Pamuğu” nun tercih edilmesi, Coğrafi İşaret kullanımını küçük üreticiden başlayan koruma ve kalite garantisi mekanizmaları ile çok önemli bir değere taşıyacaktır.

“Ege Pamuğu” Coğrafi İşareti, sadece üretim ve tedarik zincirinde yer alan üreticileri korumakla kalmayıp, bölgesel nitelikli bir ürünün ekolojik değerleriyle sürdürülebilirliğine de destek olacaktır.

3

Antalya Semineri’nden…

Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Ülkeleri Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin ev sahipliğinde, Monpellier Akdeniz Tarım Enstitüsü (2),  Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Antalya Ticaret Borsası’nın katkıları ile düzenlenen “Türkiye ve Diğer Akdeniz Ülkelerinde Coğrafi İşaretler ve Yerel Gıda Değer Zincirlerinin Yönetişimi” konulu seminer 10-14 Ekim 2012 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşti.

Bu çerçevede üçüncü kez gerçekleşen seminerde ilk göze çarpan, konuşmacıların profilindeki çeşitlilikti. Avrupa Birliği ve Uluslararası Coğrafi İşaretler Ağı Organizasyonu, küçük üreticiler, akademisyenler, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı, sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarından oluşan topluluk 4 gün boyunca konunun farklı köşelerinde önemli tespitlerde bulundular.

Ayrıca, Coğrafi İşaret almış süt ve süt ürünleri, zeytin ve zeytinyağı ve meyveler üzerinde çalıştaylar ve bölgesel geziler gerçekleşti.

Seminer katımcıları sunumlarının yanı sıra, dinleyiciler ile soru-cevap bölümlerinde gıdanın geleceğinde daha dengeli, sağlıklı ve yerel değerler çerçevesinde bir tablo hayalini paylaştılar.

antalyasem_02

Seminerden dikkat çeken bazı bölümleri paylaşalım:

  • Gıda tüketim alışkanlıklarımız şekil değiştirdi; büyük ölçüde körleştik. Yüksek ticari hedefler ve küreselleşen gıda, artık 5 duyumuza hitap etmiyor. Halbuki kültür ve medeniyet temelli ürünler 5 duyuya hitap eder; Coğrafi İşaret alan ürünler bu koşulu sağlıyorlardır. Bizlerin yeniden duyarlı hale gelebilmesi için gıdanın üretim – tedarik zinciri ve tüketim noktası mesafelerini küçültmemiz gerekiyor; eskiden olduğu gibi. Tedarik zincirini sadece ekonomik olarak ölçmek yerine, gerçek kalite kriterlerini de ekleyerek değerlendirmemiz gerekiyor.  Bu değişimi sağlayacak olan önce tüketicilerdir.Tüketici bilincidir. Bu sadece, iyi gıdanın ne olduğunu bilmek değil, aynı zamanda o gıdanın karşılığı olan parasal bedeli de ödemek, ödeyebilmek.
  • Fransa’da aileler bütçelerinin %15’ini gıdaya ayırıyorlar. Modern çağın harcama kategorileri gıda harcamalarını önemsizleştirmeye çalışıyor. Örneğin, teknoloji, ulaşım, eğlence, ve (zorunlu olarak) sağlık. Tüketiciye, okul öncesi eğitim verilmeye başlanmalı ve bu eğitim üniversiteye kadar sürmeli. Sağlıklı, fiziksel ve ruhsal olarak, doğru olan gıdaları tercih etmemiz için. Doğru gıdanın herkes için yeniden bir kaygı haline gelmesi gerekiyor. Bunun başarılabilmesi için, tıpkı büyük gıda firmalarının kullandığı gibi, reklam araçları da kullanılmalı. Ama üretim aşamasında, sosyal şeffaflık , kalite ve devamlılık temel unsurlar.
  • Doğru olarak tanımladığımız gıdaya toplumun tamamının erişebilmesi, fiyatından dolayı düşük gelirli kesimin alım zorluğu yaşamaması için devletin de bu konuda destek politikaları üretmesi çok önemli. Konunun temelde iki başlığı mevcut: alışkanlıklarımızı etkileyen “eğitim” ve satınalım gücüyle “finans”.

antalyasem_01b

  • Bilim insanlarını daima sanatçılar aydınlatır; Abdülhak Şinasi şöyle demiş: “Bu kutsanmış şey, asıl medeniyetin kendisidir. Sadece bir besin olarak değerlendirmeyin; gıda sadece fayda sağlayıcı değildir…”
  • Şirket tarımı ve ürettiği gıdalar, – burada paylaştığımız olumsuz görüşlere rağmen, gücü ve büyüklüğü ile günümüz dünyasının vazgeçemeyeği bir gerçek. Geleneksel üretimin tek başına varolmasını beklemek yerine, her ikisinin bileşkelerini düşünmemiz, ön görmemiz önemli.
  • Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) konuyu çok önemsemektedir. DTÖ şeytan mıdır, yoksa bir melek midir? (…) Üye devletler arasında bir tartışma yaşanıyor. Pazara erişim asıl meseledir. DTÖ öncesi ihracat – ithalat tarifeleri vardı. “Uruguay Round” sürecinde yeni kurallar gelmişti; ve o dönemde  TRIPS (trade-related aspects of intellectual property rights) sayesinde gümrük vergileri indirildi. Ancak esas çözülmesi gereken bu anlaşmalar sonrası iki devletin uyuşmazlığı idi. Örneğin, Fransa ve rokfor peynir ile. ABD arasında bir sorun yaşandı; ABD gümrük vergisi arttırdılar. AB ve birçok Orta Amerika ülkeleri muz konusunda anlaşmazlık vardı. AB dava açtı, ancak kaybetti. Bu süreçlerde DTÖ uyuşmazlıkların çözümünü sağladı. Çelişkiler nedir? Şu anda Made in World kavramı üzerinde çalışıyoruz. Mesela iPhone. Bu ürünü sadece bir ülkeye ilişkilendirmek artık mümkün değil. Küresel bir ürün bu. Ticaret politikalardan konuşurken, patent, markalar ve fikri mülkiyet dışında, Coğrafi İşaretlerle konuyu çözebiliriz. Fransa’da  tüketicilere “tüket-aktör” diyoruz, çünkü tüketiciler zincir üzerinde çok etkin. Genel  olarak, önce ulusal değer zinciri üzerinde yer alacak bir ürün, uluslararası alanda yer almaya adım atabilir. Eğer tüketici tarafından bir ürün tanınmıyorsa, burada Coğrafi İşaretler tüketicilere yol gösteren çok önemli bir araçtır. Cİ’nin duygusal boyutu, DTÖ tarafından bile çok önemsendi! Çin atasözü şöyle der: Gıda insanların cennetidir.
  • WIPO (World Intellectual Property Organization) Coğrafi İşaretler konusuna 3 farklı şekilde eğilmektedir:

1. Uluslararası bir tartışma ve müzakere forumu.
2. Üye ülkelere teknik (özellikle hukuki konuda) destek sağlanması (gelişmekte olan ülkelerde de Cİ’lere karşı ilgi artıyor; dolayısıyla tüm ikili devlet anlaşmalarında hukuki uyum gerekiyor.)
3. Lizbon Anlaşması ile 27 üye devlet arasında ve 905 Cİ tescil ile, ilişkilerde menşe ve Cİ kurallarını düzenlemek. Katı gibi görünsede, esnek bir anlaşmadır: bazı Cİ‘ler yöre adı da taşımıyor; sadece geleneksel ürünün sadece adını taşıyor. Ayrıca, bu anlaşma çerçevesinde  gıda dışında, herhangi farklı bir ürün de tescil edilebilir (örneğin kristal, maden suyu). Tüm taklit ve kötü kullanımlara karşı korumalar sağlar.

  • Coğrafi İşaretlerin kurumsal mimarisinde kamu müdahalesinin nasıl bir rolü olmalıdır? Avrupa’da Cİ’ye ilişkin kurumsal mimari, 1992 tarihli menşe ve Cİ kavramlarına ilişkin, Fransa kanunlarından ilham alan bir mevzuat ile başladı. Bununla birlikte AB içinde iyileştirmeler yapıldı. Avrupa mimarisi ve dünya düzeyinde genişletilmesi çalışmaları bugüne dek başarılı oldu. Ama geleceğe dönük bir sistem değil. Gelecekte var olabilmesi için bir evrimden geçirilmesi şart. Maalesef şu anda uygulanmakta olan araştırma programlarına baktığımızda bu ihtiyaç duyulan evrime ilişkin  araştırma yok. Bu çok önemli. Cİ’nin amacı bir değer yaratmaktır. Niçin menşe söylenmesi ekonomik değer kazandırır? Menşe tüketiciye tanıtım ve kullanım rahatlığı getirir. Ürün üzerinde doğru bilgilendirme ve inandırıcılık, değer artışı sağlar. Fransa’da yerel düzeyde tarım son derce örgütlü. Bu güne dek Cİ sistemi iyi çalıştıysa, bu söz konusu örgütlerin konuya sahip çıkmalarıyla oldu. Ancak başka ülkeler öyle olmayabilir; tarım alanında iyi yapılanmış sosyal örgütler yoksa Cİ kolayca yerleşmiyor uygulamalarda.

Üç temel zıtlık vardır söz konusu  ürünler arasında:

1. Evrensel karşıtı yöresel
2. Sade, doğal karşıtı endüstriyel
3. Miras bilgi veya yeni edinilmiş bilgi

  • Kalite sorunu yöresel ürünlerde, artık tamamen ortadan kalkıyor; yöresel de olsa hijyen olmak zorunda. Yöreye ilişkin bağ nedir? Yöreye yeni bir tanım gerekiyor. Ekosistem veya tarım ekosistemi ve değerlendirilmesi gibi yaklaşımlar önemli. Yeniden tasarım gerekiyor. Geleneği de dikkate alarak,  tarım sistemlerinde yenilikler neler olabilir?
  • Fransa’da menşe işaretli peynircilik çok önemli. Coğrafi konumlandırma en hassas ve dağlık bölgelerde yapılıyor. 226 bin tonluk bir peynir üretimi var. 70 bin kişi istihdam ediliyor. 100 bin litre işlenmiş süt için 3 kişi istihdam ediliyor. Bu sistemi ancak fiyat farklılıları yaratabilirsek sürdürebiliyoruz; Coğrafi İşaret ile  peynirlerimizi ortalama olarak %57 daha pahalı satabiliyoruz. Fransa’da geleneksel üretimi sürdürürken , yerli hayvan ırklarını (inekler, keçiler) ve bitkisel biyoçeşitliliği korumaya önem veriyoruz. Hatta mikrobiyolojik çeşitlilik bile çok önemli, çünkü Fransa’da geleneksel peynirlerin büyük kısmı çiğ sütle yapılıyor ve yerel mayalarımız çok kıymetli. Tüm bu örgütlenme sürdürülebilir kalkınmaya destek oluyor ve çoğu zaman olası sektörel ekonomik krizleri engelleyebiliyoruz. Yerel üreticiler AB mevzuatı karşısında çok zorladılar, ancak Cİ ile bazı istisnai durumlar yaratabildik yerelde.
  • Parmigiano-reggiano (Parmesan) peynirinin tarihçesi Ortaçağ’a dek uzanıyor. AB üyesi olsak bile farklılıklarımız var. Sadece peynir üretimi için süt üretimi yaparız. En yüksek süt fiyatını elde etmeye çalışırız. Süt fiyatı peynir satış fiyatına göre değişir. Yani, eğer bir peynir pahalı satılıyorsa, o peynirin süt fiyatı da aynı oranda artış gösterir. Bu nokta önemli; böylelikle sütü üreten de peynir ana ham maddesi üreticisi olarak hakkını alır. Tüm faaliyetlerimiz Cİ temelinde haklarını korur. Sadece bakır büyük kaplarda üretim yaparız. AB’de normal koşullarda bakır kaplar kullanmak yasak ama biz bu üretim için mecburuz ve buna iznimiz var. 3 haftalık tuz uygulamaları sonrasında, peynirimiz için 12-36 ay arasında doğal şartlarda bir yaşlandırma uyguluyoruz. Peynir üretim tekniklerinde 900 yıl içinde bazı değişikliklerimiz var; süt odun ateşi yerine su buharında ısıtılıyor. Yani belli bir evrimleşme var, ama temel özelliklerimizi koruyoruz. Peynir hazır olduğunda, satış öncesinde ilgili denetmenler tarafından akreditasyon için Cİ sertifikasını alıyoruz. İçinde bulunduğumuz konsorsiyum kuralları takip ediyor. 2010 yılında önemli iki olay oldu; bunlar Feta ve Parmesan peynirleri içindi. AB Adalet Divanında, Almanya ile aramızda bir dava oldu. Almanya, Parmesan’ın jenerik olduğunu iddia etti ama davayı kaybetti.

13 ülkeden üretici dernekleri, bilim dünyası ve uluslararası kurumlardan 50 ve ulusal kurumlardan yaklaşık 150 kişinin katıldığı seminer “Türkiye Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Araştırma Ağı”nın kurulması ile sonuçlandı. Bu ağı oluşturan gönüllü çalışma grubu Türkiye’de ideal bir coğrafi işaretler sisteminin kurulabilmesi, yöresel ürünlere değer kazandırılarak sürdürülebilir kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması için çalışmalar yapacak.

Sonuç

Coğrafi İşaret uygulamalarını sorgularken,  asıl işaret ettiğimiz, özgün, temiz ve sağlıklı gıdaları ve onları üretenlerin varlığının korunması ve var oluşuna uygun biçimde sürdürülmesine destek verilmesi gerektiği.  Türkiye, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve ilgili devlet kurumları iş birliğinde, Coğrafi İşaret’ler konusunda dünyanın gelişmiş ülkeleri paralelinde önemli ilerlemeler kaydediyor.

Geleneksel ve yerel gıdaların üretim ve denetim mevzuatında gerçekleştirilecek düzenlemeler sonrasında, Coğrafi İşaretler geleneksel ürünlere endüstriyel tarım karşısında önemli bir rekabet gücü desteği sağlayabilecek; hem ekonomik anlamda, hem sosyal – kültürel varoluşuyla kırsal kalkınmanın önemli bir değeri olarak…
Yazımızı Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerinden değerli hocalarımız Yavuz Tekelioğlu ve Selim Çağatay’a ithaf ederken, bu alanda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

———————–

Kaynakça:

3. Uluslararası  Antalya Seminer notları (Türkiye ve Diğer Akdeniz Ülkelerinde Coğrafi İşaretler ve Yerel Gıda Değer Zincirlerinin Yönetişimi)

http://www.itb.org.tr/TR/cografiisaretler.asp

http://en.wikipedia.org/wiki/Geographical_indication

(1): Türkiye’deki Coğrafi İşaret alan ürün ve varlıklar:
http://www.tpe.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=431

(2)  Uluslararası Akdeniz İleri Tarım Araştırmalar Merkezi (International Centre for Advanced Mediterranean Agronomic Studies; CIHEAM), Türkiye’nin de aralarında yer aldığı Akdeniz’e komşu ülkelerden oluşmaktadır
http://www.ciheam.org/
http://www.ciheam.org/images/CIHEAM/PDFs/Apropos/presentation%20en.pdf

(3) Seminer Programı: http://www.gidamo.org.tr/resimler/ekler/b783f9140f839ad_ek.pdf

—————————————————————————————-

Ek notlar:

1/Pınar Nacak’ın notu:

Geleneksel kavramı, üretim yöntemini tanımlayan, niteleyen  bir olgu.  Geleneksel kavramı,  yerel mirası içinde barındırıyor. Yerel bilgilerin aktarımı ve birikimi gelenekseliği oluşturuyor halihazırda, geleneksel kavramı yerel kavram ile örtüşüyor; bize üretimin ister tarımsal üretim, ister gıda üretimi olsun, net bir şekilde endüstriyel üretim olmadığını  ifade ediyor.

Geleneksel ürün, yöresel ürün ve coğrafi işaret birbirlerini ikâme eden ya da çelişen kavramlar değil. Her biri ayrı olguların karşılığını ifade ediyor. Yöresel ürün, belirgin bir bölgede, daha dar bir coğrafi alanda üretilen ürünleri ifade ediyor. Bu  ürünlerin  özelikleri ve/veya üretim yönteminin özellikleri  bu  coğrafi bölgeden kaynaklanmakta. Geleneksel ürün coğrafi alan sınırlamalarından bağımsız bir tanımlama. Yöresel kavramı daha çok coğrafi alanla ilintili.

Coğrafi işaret yöresel ürünlere yasal nitelik kazandırıyor, yöreselliğini tanımlıyor.  Eğer üretim yönteminin  de,  bu yöresel ürünün tanımının oluşumunda etkisi  varsa ve işaretleme sürecinde geleneksel üretim yöntemi tanımlandıysa , bu işaret altında üretilen her ürün hem yöresel,  yerel ve gelenekseldir.

Ancak, sadece ürünün özellikleri tanımlanarak , üretim yöntemi tanımlanmadan, coğrafi işaret almış ise bu  ürün yöreseldir, yereldir; yasal olarak coğrafi işaretlenmiştir, ama geleneksel olmayabilir, endüstriyel yöntemle de üretilebilir.

Coğrafi işaret almış bir “Z” peynirinin tanımı, “X” yöresindeki koyunlardan, şu ısıda, şu nemde, şu sürede bekletilerek vb, üretilen peynirler şeklinde tanımlama varsa bu peynir yöresel bir üründür ama  aynı ısıda, aynı nemde aynı sürede söz konusu ürün  endüstriyel yöntemlerle de üretilebilir.

Örneğin, Erzincan tulum peyniri için “Erzincan yaylalarından elde edilen sütte, deri tulumlarda, şu şu yöntemle, şu şu süreçte üretilen peynirlerdir” şeklinde bir tanımlama varsa, bu peynir ancak bahsedilen geleneksel yöntemlerle üretilirse bu işareti kullanmaya hak kazanır.

2/Cem Birder’in notu:

Geleneksel gıda, geleneksel yöntemlerle üretilmiş gıdadır. Adı içinde “geleneksel” geçen (örneğin: Geleneksel Erzincan Tulum Peyniri) ama üretim şekli fabrikasyon olan bir ürünü geleneksel saymamak lazım. Korkarım, Gıda Kodeksimizde bu yönde bir hata olabilir.

Her geleneksel gıda, aynı zamanda yerel bir gıdadır. Ama her yerel gıda geleneksel olmayabilir; üretim şekli itibarıyla endüstriyel yöntemlerle üretilmiş olabilir.

—————————————————————————————-

Konuyla ilgili kapsamlı bir dosya:

Cografi İşaretler ve Küresel Piyasalarda Yerleşen Tarım Ürünleri

—————————————————————————————-

About cem

Çiftçi ve köylü adayı.
Bu yazı Umutlarımız içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Küresel Güç ve Coğrafi İşaretler için 1 cevap

  1. Apelasyon dedi ki:

    Coğrafi İşarette Avrupa’nın neresindeyiz hiç düşündünüz mü? Gittikçe küreselleşen üretim sistemleri, gıda mamulleri başta olmak üzere bir takım ürünleri tek tipleştirmektedir. Gerek iç gerek ise dış ticarette tüketiciler, gıda maddelerinin kökenine ve duyusal özelliklerine giderek daha çok önem vermekte, coğrafi kökeni belli olan, özgünlüğü sertifikalanmış ürünleri, giderek daha fazla talep etmektedir. Coğrafi işaret alan ürünler piyasadaki benzerlerine karşı diğer bir ifadeyle “haksız rekabete” karşı koruma altında olmaktadır. (Apelasyon E Dergi, http://www.apelasyon.com) http://apelasyon.com/Yazi/282-cografi-isarette-avrupanin-neresindeyiz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s