4. Bayramiç Tohum Takas ve Yerel Ürünler Şenliği

tohum takasBir Bayramiç klasiği oldu Tohum Takas ve Yerel Ürünler Şenliği… 25- 26 Nisan tarihlerinde dördüncü kez toplandık. Bayramiç Belediyesi ev sahipliği ve Buğday Derneği desteğinde gerçekleşen etkinliklerde iki gün boyunca hem önemli konularda görüşler paylaşıldı, hem de yerel tohumlar bir kez daha el değiştirdiler. Yerel ürünler ise hem çok leziz, hem de çok renkliydiler; tezgahların her birinde coşkuyla sunuldular. Kurak kış mevsiminin ardından çıkagelen şimşekler, gök gürültüsü ve sağanak yağmur bu bereketli iki günün süprizleri arasındaydı.

Her zamanki gibi ilk gün panellere ayrılmıştı. Belediye düğün salonunun iki ucunda daire şeklinde oturan katılımcılar iki farklı panel konusunda uzun saatler boyunca çalışmalarından örnekler verdiler; fikirler ve hayaller uzak diyarların deneyimlerinde buluştular.

1. Panel: Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler (Moderatör: Güneşin Aydemir)

Bu panel içinde yer almadığımdan detayları iletemiyorum. Ancak panelin özeti şöyle tanıtılmıştı:

Topluluk Destekli Tarım, Katılımcı Onay Sistemleri ve benzeri modeller dahilinde doğal ve yerel gıdayı üretenler, bu gıdayı talep edenler, üreticiyle kullanıcı arasında köprü olanlar ve bu bileşenlerin oluşturduğu, Türkiye’nin farklı yerlerinden gıda toplulukları olarak sürekli dayanışma ve paylaşım içinde olmamız gerektiğine inanıyoruz. “Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler” çalıştayında, gıda topluluklarımızın işleyişinde karşılaştığımız sorunları masaya yatırıp her birimizin bu sorunlara getirdiği çözüm alternatiflerine odaklanacağız. Bu çalıştayda amacımız sorunları tartışmaktan ziyade onları tespit edip somut çözümleri konuşmak ve uyguladığımız çözüm yollarını birbirimizle paylaşmak.

Bu bağlamda Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi (ÇAYEK) üretici kontrolü, ürün değerlendirme kriterleri ve pazarlama sorunlarına getirdiği çözüm önerilerini paylaşacak. Aynı şekilde diğer illerden gelen katılımcı gruplardan da kendi vakalarını ve uyguladıkları çözümleri anlatmalarını bekliyoruz.

Bu panele ilişkin olarak ilgili panele katılanlardan bilgi alabilmekten mutluluk duyarız.

2. Panel: Yerel Meyveler için Alternatif Dost Çözümler (Moderatör: Cem Birder)

Kontrollü koşullarda daha verimli ve daha uzun raf ömrüne sahip olması hedeflerinde, laboratuarlarda ıslah edilmiş meyve türlerinin son yıllarda yaşadığı sorunlar artıyor. Her yıl yapısal olarak güçlenen zararlılara, hastalıklara karşı önerilen kimyasallar ve diğer dış girdiler doz-miktar olarak daha çok kullanılmak zorunda. Bunların birçoğu topraklarımıza ve yeraltı sularımıza zarar verirken, içerdikleri zararlı maddeler insan sağlığı için giderek artan bir tehdit.

Ürünlerin birim fiyatlarının senelerdir düşüşte olması, üreticileri ciddi kaygılara sürüklemekte. Bölgemizde büyük miktarda klasik elma ağacı ne yazık ki gelir getirmediği için son bir yıl içinde kesildi.

Binlerce yıl içinde, iklimsel dalgalanmalara karşı direnç sağlayan yerel meyve türleri son 30 yıl içinde insan eliyle büyük oranda yok edildiler. Yukarda bahsedilen türlerin büyük ticari gelir hayalleri içinde, yerelin lezzet ve kültüründe temel kıymetler taşıyan meyve biyoçeşitliği fakirleştirildi.

Yerel sebze tohumları kadar, yerel meyve ağaçlarının yeniden desteklenmesi, bu üretime uygun alanların tespiti, ülkemizden ve yurtdışından, coğrafyamıza uygun yerel türlerin adaptasyon uygulamaları, meydana gelebilecek seller, kuraklıklar ve mevsim ortalamaları dışında yaşanan sıcaklık ve soğukluk karşısında önemli bir “Açık Alan Gıda Güvenliği” laboratuarı niteliği oluşturabilir. Ayrıca, yerel meyve türlerinin ilaçsız veya çok az ilaç ile yetiştirilme imkanları, hem ekonomik hem sağlık parametreleri açısından büyük avantajlar sağlar.

Bayramiç kurak bir Kış mevsimi yaşadı. Bayramiç’te geleneksel meyve ağaçlarının neredeyse tamamı modern türler ile değiştirildi; büyük oranda yok edildiler. Önümüzdeki sıcak mevsimde eğer sulama suyu sıkıntısı olursa modern türler hayatta kalabilecek mi? Yeniden geleneksel türlerin ekiminin yapılması bir gıda güvenliği avantajı oluşturmaz mı? Bayramiç’te ağırlıklı olarak üretilen modern elma ve kiraz türleri için önerilen tarım ilaçları doğaya ve insana zararlı değiller mi? Niçin 5000 çiftçi içinde en çok sadece 5 çiftçi organik sertifika alabilmiş? Zehirli tarım ilaçlarını kullanan üreticiler mi, yoksa bu ürünleri tüketmeyi tercih edenler mi asıl sorumlular? Devletin sorumluluğu ne seviyede olabilir?

Tüm bu sorularla birlikte benzer deneyim ve görüşleri paylaştı panelimize katılanlar…

Şüphesiz ki, gıdanın kalitesini sorgularken çiftçiyi direkt olarak suçlamak yerine, çözümün doğal, yerel ve temiz ürünlere talep sağlama gibi mekanizmaları geliştirmek olduğunu görüyoruz. İşte tam bu noktada devletin yönlendirici ve destekleyici gücü bir fırsat olabilir.

Füsun Ertuğ (1): 2006’da Ali Nihat Gökyiğitin ve Tuna Ekim hocamızın, daha sonra SGP ve diğer kurumların desteğiyle Muğla’da başladığımız Meyve Mirası Grubu çalışmalarımız 2011’e dek sürdü.  Ben, Mary Işın, Işın, Esin Işın, Elisabeth Tüzün ve Neş’e Bilgin’den oluşan Çalışma Grubu’muzu temsilen buradayım.  Bu süreçte Muğla bölgesinde  500’ü aşkın meyve adı saptadık. Bunlar arasında 55 çeşit badem (payam), 106 çeşit armut, 21 çeşit erik, 22 çeşit elma, 99 çeşit incir, 69 çeşit üzüm ve 4 yerli zeytin sayabilirim.

meyvemiras_incir_01Bizim Web sitemizde çalışma yöntemlerimizi ve karşılaştığımız meyve türlerinin isimlerini bulabilirsiniz. Sizler de kendi yörelerinizde yerel meyve adlarını sorabilirsiniz. Armut çeşitliliği çok önemli, zira bu meyvenin anavatanı burası. Elmalar arasında kaba elma, hamıtatlı elma, bodur elma, yaz elması, ekşi elma, orak elmasını sayabiliriz. Türkiye bir üzüm cenneti. Üzümün ana vatanlarından biriyiz. İnanılmaz bir çeşitlilik var ve biz bunu yerel türlerin genetik araştırmalarını yaparak tanımlamaya çalıştık. Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü eski müdürü Dr. Yılmaz Boz kendi bünyelerinde kayıtlı çeşidin 1600’e ulaştığını söylemişti. Biz kendilerine onlarda olmayan çeşitleri gösterdik. Bu yerel türler arasında, size Semihanım payamından (bademinden) bahsetmek isterim. Katalog çalışmaları sırasında fotoğrafını çekerken, karıncalar öyle büyük bir istekle bu badem türüne doğru geliyorlardı ki, bunun ne kadar lezzetli olduğunu tahmin etmek zor olmadı. O bölgede asırlık ağaçlar hala badem veriyor;  onlar ve dağlardaki yabani payamlar anaç olarak korunuyor.

Datça Sındı kooperatifi ile yaptığımız görüşmelerde başardığımız şeylerden biri,  farklı badem çeşitlerine farklı işlevler kazandırarak, ticari bir ürün haline getirmek oldu. Önerdiğimiz farklı alternatifler arasında en kıymetlilerinden biri badem ezmesi ve badem şekeri oldu. Köylüler badem ezmesinden iyi para kazandılar. Normal koşullarda tercih edilmeyen çok küçük bademler bu şekilde değerlendirildiler ve ağaçlar kesilmekten kurtuldular. Size panel_yerelmeyveler_01biraz da farklı birşeyden bahsedeceğim; Yalova’daki Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü kataloğuna bir göz atalım. Örneğin, armut türleri. 14 çeşit sertifikalı armut var katalog içinde ve sadece 3’ü yerli. 20 çeşit elma var sadece biri yerli; Amasya elması. Şeftali 17 çeşit içinde sadece 1 yerli tür. 7 nektarin içinde  hiç yerli yok. 23 kiraz çeşidi içinde 3 çeşit yerli (ki bu topraklar kirazın ana vatanı). Baktığımızda karşımıda bir yabancı katalog görüyoruz. Hiçbir ülke kendi yerel ürünlerini bu kadar dışlamamıştır. Yerli dediklerimiz bile birçok kez yerli değil. Örneğin “Yalova” cinsi cevizler; kroslama yöntemleriyde elde edilen daha dayanıklı türler bunlar. Bakanlıkla uzun toplantılar sonrasında hiçbir yere varamadık. Biz bu çeşitlerin yerel adlarıyla kaydedilmesini istedik. Bize önerilen bunu bir kişinin üzerine kaydedelim şeklindeydi; bu olamazdı. Bir kooperatif üzerine kaydedelim dediler; biliyorsunuz kooperatifler kapanabiliyor. Görüşmeleri yaptığımız o dönemde bir dost çözüm bulamadık, ama bu envanter çalışması bize hala ne büyük bir mirasa sahip olduğumuzu gösterdi. Maalesef genel olarak yerel çeşitleri hala bir genetik malzeme olarak görüyoruz ve onlardan başka şeyler üretmeye çalışıyoruz. Oysa ki doğa ve bunca yıllık yerel bilgi, deneyim birikimi bize büyük bir miras olarak kalmış. Bu mirası olduğu gibi koruma ve değerlendirme yolunu tercih etmiyoruz ve bu da çok üzücü. Bu çeşitler kendi bölgelerinde ilaç, gübre istemeden, fazla su tüketmeden meyve veriyor, her mevsim taze meyve yememizi sağlıyor. Hastalıklara dirençli, küçük ama lezzetliler ve lezzet, yerel lezzetler bu işin temellerinden biri. Köylülerden, küçük üreticilerden öğreneceğimiz çok şey var, biz okumuşlar sürekli ‘öğretme’, ‘bilinçlendirme’ derdindeyiz.

İrfan Çağatay (2): Köylülerden öğreneceğimiz çok şeyler var. Asıl bilgelik topraklarında yaşayan köylülerdedir. Büyük şehirlerden köylere yerleşeneler, blog sitelerine bakacaklarına en yakın köylerde, 70 yaşın üzerinde televizyona bulaşmamış insanları bulup, onlardan çok şeyler öğrenebilirler diye düşünüyorum. Ben Artvin’in bir köyündenim. Kendi köyümdeki meyvecilik hakkında konuşmak isterim. Eskiden, biz, küçük çocuklar, bu zamanlarda, geleneksel olarak, köylerde taşların altında meyve fidanları arardık (lazca adı: …). Her bir çocuğun bulduğu fidanları diktiği bir masa kadar alan olurdu (lazca adı: …). Nisan ayında bir çocuk örneğin ‘10 tane armut buldum’ derdi ve oraya fidanlarını dikerdi. Bir diğeri, 10 tane erik bulurdu ve oraya dikerdi. Daha sonra bunlar diz hizasına gelince, 1-2 sene içinde, uygun farklı bir toprağa dikilirdi. Her çocuğun meyveleri vardı, ve bu ağaçları da çocuklar aşılardı. Benim kuşağımdaki insanların kendi aşıladıkları bu meyveleri yediklerini söyleyebilirim. Çok çeşitli armutlarımız vardı. Haziran’dan Güz’e kadar olan dönemde hasat edilen farklı türler içinde bir kısmı taze olarak yenirdi, diğerlerini kış boyunca saklayabilirdik; sirke veya pekmez gibi mamul ürünler yapabilirdik; dolayısıyla bir sonraki hasat dönemine dek yıl boyunca armut yiyebilirdik.

GOLAMeyve Mirası Grubu’nun bize verdiği destek sonrasında, Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği bünyesinde Doğu Karadeniz Meyve Mirası projesine başladık. Bu proje sayesinde bölgemiz yerel meyve türlerini araştırma ve koruma konusunda önemli mesafeler aldık. Bölgemizde tarım ilaçlarının kullanımının sınırlandırılmasında arıcılar çok etkin. Bir bahçede bir insan arıcılık yapıyorsa, tarım ilaçlarının kullanımında herkesten önce onun söz hakkı oluyor. Bu açıdan baktığımızda, doğa dostu tarım için arıcılığın yaygınlaşmasının çok büyük faydalar getirebileceğini düşünüyorum. Bölgemizde yetişen çay ve sonraları gelen kivi, geleneksel meyve ağaçları ile birlikte gelişebilmektedir; bu da farklı türleri aynı bahçede yetiştirme imkanı oluşturuyor.

panel_yerelmeyveler_02Özgür Umut Ayaz (3): 700 ve 1200 metreler arasında yer alan Hizan mikro-kliması sayesinde bölge genelinden farklı çeşitlilikte meyve türleri var. Bunlar arasında elma (Seweçale), fındık, kiraz, nar, ceviz, menengiç meyveleri yerel niteliklere sahip. Doğal koşullarda yetişen meyveler, doğal koşullarda saklanıyor. Örneğin, Seweçale toprak altında aylarca bozulmadan muhafaza edilebiliyor. Bölgenin karakovan arıcılık kapasitesi çok yüksek. 100,000 kayıtlı kovan içinde 30,000 karakovan mevcut. Arıcılığın sağlıklı şekilde gelişmesi konusunda bölgemiz üniversiteleri işbirliğinde bir projeye de başladık.

seweçaleHizan’ın coğrafi koşullarının avantajının yanısıra, tarımsal açıdan “doğa dostu” üretim ağırlıklı olması çarpan etkisinde bir avantaj oluşturuyor. Bölgede kimyasal tarım ilacı tüketimi yok denecek seviyede. Son aylarda köylerde “bilge tarımcılar” envanter çalışması ile yok olmaya yüz tutmuş bilgiler bir araya getiriliyor. Böylelikle geleneksel üretim yöntemlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi mümkün olacak.

panel_yerelmeyveler_04Hizan’dan geçtiğimiz ay kargo ile bize ulaşan Seweçale, Hizan elması aşı kalemlerini Golden elma ağacıma aşılamıştım. Aşıların son durumunu bahçemizde Özgür Bey, Feyzullah Bey, Füsun Hanım ve Sibel Hanım ile birlikte izledik. İznik’de ziraat mühendisliği mesleğini danışman olarak sürdüren Sibel Açık, anaçların Golden olması sebebiyle, oluşacak meyve türünün, orijinal Seweçale’den farklı olabileceğini belirtti.

Avşa adasından gelen üreticiler Mustafa Bozyiğit ve Gürcan Durmazbilek adanın geleneksel ve doğa dostu tarım imkanlarının son yıllarda hızla yozlaştığından bahsettiler. Mustafa Bey üretimini yerleşim merkezlerinden uzak bir noktada sürdürdüğünü ifade etti. Gürcan Bey  babasının adanın geleneksel tarım üretimleri konusunda uzun yıllar önemli çalışmalar yapması sebebiyle kendisinin çok değerli bir bilgi mirasını devir aldığını belirtti.

panel_yerelmeyveler_03

Şevket Meriç (4): Seferihisar Belediyesi Türkiye’de önemli bazı ilklere imza attı. Bunların başında Türkiye’nin ilk CittaSlow (Yavaş Şehir) ünvanını almak oldu. İlçemizde kurulan organik pazar ve köylü pazarı halkımıza sağlıklı ve yerel ürünlerin daha kapsamlı bir şekilde sunumuna imkan oluşturuyor.

GA-Seferihisar-06Bu pazarlarda iki unsuru öncelikli olarak destekliyoruz; kadın üreticiler ve yerel tohumlar. Belediye olarak iki birliğin oluşumuna destek olduk. Bunlar biri Mandalinacılar Birliği ve diğeri Zeytinciler Birliği oldu. Ürünlerin soğuk hava deposunda saklanmasından, satış sonrası ticari risklerinin en alt seviyeye düşürülmesi çalışmalarına kadar birçok alanda desteklerimiz devam etmektedir. Geleceğin köyleri hareketi ile büyükşehir yasası kapsamında yok edilecek 16 bin köy içinden 9 köy adına sembolik anlamda bir karşı duruş manifestosu hazırlandı. Seferihisar Belediyesi olarak hayvancılık alanında da yerel ırkların desteklenmesi konusunda çalışmalarımız var. Özellikle keçi üretimi konusunda hedeflenen projemizde köylü üreticilerin sorunlarını tanımlamak ilk adımımız oluyor.

Mustafa Kan (5): Bakanlık tarafından yerel buğday çeşitleriyle ilgili araştırmalar 61 ilde yapılıyor. Yapılan çalışmaların iki temel amacı vardır: survey ve politikalar oluşturmak. Bir başka deyişle amaç sadece gen bankasına kaynak sağlamak değildir. Biliyorsunuz, Türkiye’de uluslararası önem taşıyan iki büyük gen bankamız var. Biri İzmir’de ve diğeri Ankara’da. Buğday için Anadolu’da 2000’den fazla populasyon mevcuttur; hepsinin örnekleri gen bankalarımıza aktarılmıştır. Çiftçilerin, STK’ların veya farklı kurumların gen bankalarından genetik kaynak sağlaması ancak projelendirme ile mümkün olabilir.

(konuşmanın diğer kısmı eklenecektir)

bayramiç_panel_konya 2

 

(1) – Füsun Ertuğ, Etnobotanik araştırmacısı ve Arkeolog, İznik; http://etnofertug.blogspot.com.tr/

(2) – İrfan Çağatay, Lazca ve Türkoloji Araştırmacısı, Doğu Karadeniz’de Yerel Tarımsal Türler Araştırmacısı, Artvin; http://lazca.org/yazarlar/irfan-cagatay-aleksiva/292-lazca-gulunc-ise-turkce-kahkahadir.html#.U1-7baIw_l8

(3) Özgür Umut Ayaz, Hizan (Bitlis) Tarım İlçe Müdürü.

(4) Şevket Meriç, Seferihisar Belediyesi – Ruhsat ve Denetleme Müdürlüğü, Yavaş Şehir, Organik Pazar projeleri sorumlusu.

(5) Mustafa Kan: Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü – Konya, http://www.bahridagdas.gov.tr/personeldetay_Dr-Mustafa-KAN_81_tr.html

(Yazımız devam edecek; sizlerden gelecek yorum ve fotoları da bekliyoruz.)

 

About cem

Çiftçi ve köylü adayı.
Bu yazı Umutlarımız içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s