music cube

Aşağıdaki proje Istanbul Büyükşehir Belediyesi ilgili birimleri dikkatine, AÇIK TEKLİF olarak sunulmak üzere hazırlanmaktadır.

COVID-19 salgın döneminde farklı aşı haberleri ve tünelin ucundaki ışığa rağmen, ölüm sayılarının (açıklanan, açıklanmayan, abartılı, abartısız) istatistiğinde, işsiz kalan dünya toplumları ekonomik ve psikolojik olarak sanki yeni bir dünya savaşı ortamına sürüklenmekte. Kısıtlamalar, pompalanan korku, bilinmezlik ve online yeni dünya düzeninde yalnızlaşan insanlık…

Mart 2020 itibarıyla en çok etkilenen sektörlerin başında sahne sanatları geliyor. Özellikle alternatifsiz kalan grup ise “canlı müzik” sanatçıları. Klasik müzik orkestraları sayısı düşürülmüş orkestra üyesi ile boş salonlarda nadiren kayıt yapıyor. Barlar, lokantalar, eğlence lokalleri ve kulüp mekanları kapalı. Jazz, rock, blues, pop, yerel ve etnik müzik grupları sahnelerinden uzak. Sadece İngiltere’de, canlı müzik sektöründe Noel’e dek 170,000 iş kaybı bekleniyor. Bu rakam ülkede Mart 2020’den itibaren sektörel gelirlerin %80 gerilediğini ifade ediyor.

Müzik festivalleri, konser turları ve ödül gösterileri dahil olmak üzere çok sayıda müzik etkinliği iptal edildi veya süresiz olarak ertelendi. Bazı müzisyenler ve besteciler evde geçen zamanlarını yeni eserler yaratmak için kullanabilirken, yaşamsal gelirlerinin hiç bir destek kapısı henüz açık değil.

İstanbul Valiliği’nin aldığı kararla 14 Eylül itibarıyla açık hava konser, festival ve etkinlikler de yasaklandı. Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin’in Eylül ayında Twitter’da yaptığı paylaşımda sektörün zor günler geçirdiğini, “Sevgili halkımız, sahne ve müzik bitmek üzere, haberin olsun” sözleriyle iletti.

Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Şeşen, “bu dönemde oteller, barlar, lokantalar, gece kulüpleri kapalı. Ve bizim önemli bir telif geliri kaynağımız bu umumi mahaller. Pandemi yüzünden kapalı olan bu mekanlardan alamadığımız meblağ neredeyse gelirlerimizin yüzde kırkına karşılık geliyor. Bu yüzden üyelerimizin hakkedişlerinde ciddi düşüşler söz konusu.” diyor. Dolayısıyla müzisyenlere meslek birlikleri de bu dönemde destek sağlayamıyor.

O halde, ne yapılabilir?

Pandemiye rağmen, ekranlara mahkum kalmadan, canlı performans, canlı izleyici, canlı gelir günleri yeniden mümkün olabilir mi?

Tüm farklı olasıklar içinde, sosyal yakınlaşmanın sağlık kurallarını da dikkate alan önerimiz, müzik küpü; musiCube…

2x2x2 metreküp hacminde, cam küp odalar içinde, her birinde sadece tek bir sanatçının yer alacağı, ısıtma, havalandırma, elektronik iletişim, mikrofon-hoparlör, ve dışarda (nakit ve elektronik) gönül kumbarası sistemlerinden oluşan tasarım. Cam küpler modüler olarak birbirine bağlanarak grup performans olanağı oluşturuyor. Cam küplerin ilk yerleştirilmesini önerdiğimiz alan Taksim Meydanı. Küplere üç metre mesafeden, ikişer metre aralıklı olarak yerde işaretli alanlarda oturarak veya ayakta müzik dinlemek, canlı performansın canlı-gerçek ve özgür seyircileri için mümkün olacak.

Proje önceliği müzisyenler için düşünülse de, farklı gruplara alan açacaktır. Tiyatrocular, şiir okuyucuları, masal anlatıcıları, dansçılar, ressamlar, felsefeciler ve bireyin ifade gücüne inanan tüm insanlar için, sadece COVID dönemi için değil, sokağın zorlu iklim ve sosyal koşullarında “var olabilmek” için. İfadeye, sanata, sokaktaki insana ve açık alana saygı olarak.

Tasarım elementleri:

  • Cam küp, boyut: 2 metre x 2 metre x 2 metre (*), 8 metreküp. Küpün duvarları ve tavanı cam, taban boşluğuna ahşap bölme entegrasyonu. Duvarlar için jaluzi perde sistemi, cam duvarlarda şeffaf ses izolasyon perdesi, köşelerden ışıklandırma-led sistemi. Bir duvara monte, alt tarafı ahşap taban düzleminde (yerden 80 cm yüksekte) şifreli kapı, kapı dışında temassız ateş ölçer ve acil durum için kapıda havalandırma penceresi (25 cm x 25 cm). Bir adet sandalye. Music Cube kullanım ve sterilizasyon talimatı. (*): nefesli sazlar için küp yüksekliğinin 2.5 metre olması tercih edilebilir.
  • Ahşap taban, boyut: 2 metre x 2 metre x 0,80 metre, 3.2 metreküp. Ahşap taban içinde: kişisel eşya/dolap alanı, içme suyu, su ısıtıcısı, açılır-kapanır nota sehpası, ayna, saç kurutucu, elektrikli iklimlendirme kabini (ısıtma, soğutma), havalandırma, performans sırasında kullanım amaçlı mikrofon ve kulaklık, elektronik-haberleşme-mikrofon-mikser-wifi kabini. Ahşap cephe, küp için su basman hattıdır; dışardan su almayacak şekilde tasarlanır. Dört tarafında sadece dışarıya ses verecek hoparlör sistemi monte edilmiştir. Küpler arası iletişim ve elektrik bağlantı prizleri.
  • Tavan kısmı dışına, güneş paneli. Yaz aylarında altyapı-bağımsız elektrik üretim hedefi.
Akustik lamineli cam
Yerden sessiz iklimlendirme ve havalandırma
Çoklu performanslarda solist veya şef, 7 numaralı küpte. “Master” küp aynı zamanda ses mikser odası.
Behringer Powerplay P16-M 16-channel Digital Personal Mixer
Klipsch AW-650

Çoklu performanslarda müzik mixaj ile dış mekan seslendirme… Her küpte bir kişi. Sağlıklı sanat, sürdürülebilir sanat… Sokakta da, daha mutlu bir dünya için.

(*) Müzisyenler, tiyatrocular, şiir okuyucuları, masal anlatıcıları, ressamlar, felsefeciler ve bireyin gücüne inanan tüm insanlar için. Sadece COVID dönemi için değil, sokağın zorlu iklim ve sosyal koşullarında ifadenin sürdürülebilmesi için. İfade edene bir saygı olarak da.

Bir hayal program…
Yeni Taksim Meydanı’nda hayal edilen küpler

Bu tasarım için, olası iki temel olumsuz görüşü de irdelemek önemli:

  1. COVID-19 salgın döneminde yaratılan suni korku ve önerilen “çözüm” sistemlerine paralel bir yapı tasarımı. İnsan ve toplum yaşamının doğallığını, normalini ve geleneksel dünya düzenini aramak, o değerler için verilmesi gereken cesur, akılcı mücadele yerine, bilim kurgu filmleri senaryolarına uygun, cam kürelerle korunan, “yeni düzen” önerilerinin bir parçası olması.
  2. COVID-19 salgın dönemi önlemleri kapsamında, kısıtlamalar ve EVDE KAL prensibine aykırı olarak, toplumun bir kesimini sokakta, sosyal olmaya davet etmesi. Çözüm sürecinle çelişkili bir tasarım.

Eski günlere (maskesiz günlere) dönüş olabilecek mi? En azından kısa vadede olmayacaksa, yeni yaşam tasarımları şart değil mi? İklim değişikliğinin daha zorlu koşullarında sokakta sanatını icra eden sanatçılarımıza daha konforlu sistemler sunmamız iyi olmaz mı? Terazi üzerinde ince düşünmeli, argümanlarımızı, doğru ve yanlışı akıl ve vicdan muhasebesinde neticelendirmeliyiz. Zamanın ve doğanın eşliğinde, elimizdeki veri ve umut ışığında, birlikte tartışalım…

Dünyada ilk kez gerçekleşecek bu uygulamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminde, Taksim Meydanı’nda hizmet vermesini temenni ediyorum.

Cem Birder

İllüstrasyon: Esin Bayhan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s