Ekonominin Evrimi ve Ekorasyonalizm

Bir lunaparkın vazgeçilmez bölümlerinden biri çarpışan arabalar. Rasgele ve hiçbir kuralı olmadan sürülen bu arabalar sürekli çarpışıyorlar. Jeton süresi içinde gerçekleşen mesafe bazen 3 metre çapında dairesel bir hareket. Marifetli sürücüler için bu mesafe düzlemsel bir rotada daha büyük de olabiliyor.
Çarpışan arabalarda sert çarpışmalar birbirini izler ve sürücü sürüş süresi başı ve sonunda hiç bir farklılık hissetmeden zaman geçirir. Eğlenir. Tüketilen enerjiye karşı elde edilen haz kısa sürer. Aracı kullanan çarpışan arabalar alanını terkettikten birkaç dakika içinde yaşadığı herşeyi unutacak ve lunaparkın bir başka alanına büyük bir heyecanla koşmak isteyecektir. Amaç tatmin etmek değildir; amaç tatminsizliği farkettirmeden körüklemek… Lunaparkta saatler geçiren çocuklar çıkışta genelde huysuzlanır. Halbuki tüm istedikleri eğlenceler onlara sunulmuştur. Eve dönüş yolu, lunaparka gidişten daha mutlu olmaz, her nedense…

ekorasyonalizm-detaylar1

Küreselleşen toplumların varoluşu ticari başarılarıyla mümkün. Adı şu anda kapitalizm de olsa, yakın gelecekte şekil değiştirmeye aday farklı ekonomi anlayışlarında bile (örneğin, Yeşil Ekonomi) “ticaret” toplumun ilişkisel dinamizminde vazgeçilmez bir gerçek olarak sürecek. Paranın önemsizleştirildiği modeller de var; kırsalda küçük gruplar arasında yapılan ürün veya hizmet takas denemeleri veya Internet üzerinden emek-zaman kriterleri ile farklı alanlardaki takaslar akla gelen ile örnekler. Bu iyi niyetli çabalara rağmen, medeniyetler beşiği Anadolu’nun batı kıyısında keşfedilen para ikibinbeşyüz yıldır dünyamızın önemli bir gerçeği; insan temelli en ağır krizlerin başlıca sebebi olsa bile.

Ticari faaliyetimizin paralelinde, başarı kriterlerini bilançolara aktarmak istiyoruz. Bu kriterler somut olarak ifade edilebiliyor mu? Örneğin, çalışanlar mutluluğu, kurumsal güvenilirlik, müşteri sadakati, etik ve sosyal başarı kriterlerini bilançolarımız veya yıl sonu faaliyet raporları nasıl ölçümlüyor? Kâr maksimizasyon hedefleri bu parametreler üzerinde ne gibi erozyonlar yaratabiliyor? Reklam, tanıtım ve halka ilişkiler alanında para temelli olmayan güçler hangileri? Mesela, Yeşil Ekonomi’nin para dışında kıymetleri nelerdir? Felsefe, sosyoloji, psikoloji ve hatta antropoloji gibi bilim dallarının ekonomi bilimi içine entegrasyonu (Harvard gibi birçok önde gelen üniversite programında yer aldığı gibi) artık bir fantezi değil. Kaçınılmaz bir yeniden yapılanma; paranın maddesel sığlığından kurtulan, derin ve çok daha fazla boyutlu bir matris içindeki kıymetlerine ulaşmayı hedefleyen uzun bir yol… Krizlere sebep vermemek temennisinde.

Tüm iş alanları geleceğin sektörü olarak gıdayı işaret ediyor. Tohum, organik, ekolojik, GDO, katkılar, raf ömrü, yerel, köy ürünü, geleneksel, doğal…  Gıda, karmaşık (etkileri net ölçümlenemeyen) teknolojiler etkisinde ciddi bir mesele halini aldıkça, tüm bu kelimeler ve parametreler hakkında hergün basında farklı tartışmalar, bazen birbirine zıt bilgiler ve ikilemler gözümüze çarpıyor. Özellikle genç ebeveynler çocuklarının beslenmesi için oldukça hassas ve dikkatli olma çalışıyorlar; ancak, doğru gıda konusunda tercihlerini yapmakta zorlanıyorlar. Hiçbir sertifika, etiket, ambalaj şekli üreticinin gerçek kimliği kadar güçlü olamıyor. Türkiye’de üreticisine yakın olmak, tanımak ve hatta kolayca iletişim kurabilmek isteyen tüketici grubunun sayısı hızla artıyor. Tüm göstergelerden anlıyoruz ki, doğru gıdaya en yakından, en kısa sürede ulaşabilmek vazgeçilmez bir tercih olacak. Doğru gıdanın tanımında ve detaylarında yer alan bilginin güvenilirliği markaların önüne geçecek. Küçük üreticiler büyük şirketlerin elinde olmayan kıymetlerle yeniden itibar kazanacak, saygınlıkları artacak.

Geleceğin farklı iş modellerini “değişim” sürecinde tasarlarken, maalesef çoğu kez geçmişin konvansiyonel ve statükocu alışkanlıklarından kopamıyoruz. Yavaşlamak ve büyümek birlikte nasıl olabilir? Buna karşın, ekolojik dengelerde sürdürülebilir ve güçlü iş modelleri yaratmak mümkün mü? Yeni iş modelleri tanımında Çapraz işletmecilik, merkezci olmayan yapılanmalar, yerel ekonomilere entegrasyon, sosyal sürdürülebilirlik (sosyal sorumluluk projeleri yerine) ve etkin üniversite-STK-kurum işbirliklerinden bahsedebiliriz. Gerek kurumların ve gerek ülkelerin kalkınmasında “dengeli büyüme” modellerinin önemi her geçen gün daha çok konuşulacak. Büyük şehrin kara delik etkisinde köyleri boşaltmasının yarattığı büyük risk dünyada daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye’nin bu anlamda “gelişmemişliğinin” büyük bir fırsata dönüşmesi sadece ekonomik olarak değil, sağlıklı gıda üretimi, geleneksel üretim ve mutfak kültürü değerleri açısından da büyük bir potansiyel. Sorumluluk devrimi tüm esaslarda, belki de akıl – gönül dengesinde tasarlanması gereken bir yaklaşım.

Bu değişim süreci ve sonrasında ortaya çıkan ekonominin temel alacağı değerler bütününe biz kısaca ekorasyonalizm diyoruz.

About cem

Çiftçi ve köylü adayı.
Bu yazı Umutlarımız içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s